zumrutkoyu.sitemynet.com
zümrütköyü Haber . Tarihçemiz DİNİ BİLGİLER YÖRE KÜLTÜRÜ SÖZLER İLÇE KÖYLERİ

YÖRE KÜLTÜRÜ

1.gif

KİM KİME BAKAR
Bir bahçe ekersiniz sebze meyve dikersiniz.Onları besler ve sularsınız,Büyütür ihtiyaç ölçüsünde kullanırsınız.Artan mahsulünüzü satar paraya çevirirsiniz.
Buraya kadarı çok güzel değilmi ?
asıl soru şu ?
Kim kime bakar.?

cevabını çeşitli teferuatlar da ararsınız.Bir çok seçenek bulurrsunuz.
Asıl seçenek önemli cevap insanoğlunun en son aklına gelir.
Huzurlu mutlu günde çoğu insan onu hiçde hatırlamaz.Başı sıkıntıya düşünce anar evet anar...
ALLAH der Değilmi ? Muhteremler
Değilmi ? Aziz dostlarım.
Değilmi ? Gönül DAŞLARIM.
Biz kimiz ki enimiz boyumuz nedir ki zulcelal hazretlerinin ol demediğini inşa edelim.
Hakkın ol dediği işler de hayır vardır.Şeytanın veya nefsin arzu ve hevesinde asla hayır olmaz .Hayır ummak insanın kendisini kandırmasından başka birşey değildir.Çünkü bu açık bir safsatalıktır.
Değerli dostlar şan ve şerefle hayatı idame etmek ; ER Kişinin işidir.
Alçaklık ,abese iştikal eden tüm davranışlar ise HER Kişinin işidir.
O zaman bizi diğerlerinden ayıran en güzel örnek : HAKKIN Yanında yer almaktır.YALANI TERK ETMEKTİR.
ROL Yapmamaktır.bir atasözünde zikredildiği gibi:
Ya olduğun gibi görün ; yada göründüğün gibi ol. (özün sözüne uymuyor dostum )Hiç bir şeyi biz yapmıyoruz onu yaptıran ,ona yön veren, güldüren,ağlatan kim olduğunu iyi kavrarsak sorun kökten çözülecektir.
En kalbi duygularla sizleri yüce ALLAH 'a EMANET EDİYORUM.

ZÜMRÜT KÖYÜ WEB SİTESİ
Yazar :ADMİN

ŞENKAYA VE KÖYÜMÜZE HAS KELİMELER

DADAŞ KELİMESİNİN ANLAMI
Dadaş kelimesi değişik anlam ve şekillerde yorumlanmıştır. Kimine göre; mert, cesur, özü sözü doğru zalimin karşısında, mazlumun yanında olan merhametli, yiğit biridir. Kimilerine göre; erkek kardeş, ağabeyi, cesur, yiğit, tüm erdemleri kendisinde toplamış mükemmel bir insandır. "Aynı zamanda 'numune-yi misal' bir Erzurumludur. Bazılarına göre de. bar tutan, at binen, cirit atan. kabadayı, tığ gibi bir delikanlıdır."
Erzurum, dadaş ve bar bir biriyle yoğrulmuş tek sözcük gibidir. Bu sözcüklerden biri kullanıldığında hemen diğerleri hatıra gelir.
Erzurumlu, sert granite dantel dantel, duygu duygu incelik veren zevk, heyecan, inanç ve benzeri faktörlerin tezgâhında biçimlenerek farkında olmadan 'dadaş' olmuştur.
Dadaşlık, öyle rastgele kazanılmış bir sanat veya meslek değil, bazı müstesna şahsiyetlerde görülen; "efendilik" gibi fıtrî (doğmatik) bir ruh asaletidir. Bu düşünceden baktığımızda tarihî bir misyona sahip olan dadaş, "Zaman zaman serhat boylarının bekçisi, âcizin. yoksulun, kimsesizin hamisi, eli ve sofrası açık mert bir köylü, bir esnaf, camilerimizin imanlı, toksözlü. nur yüzlü vaizi, siyasî hayatın medeni cesaretini nefsinde toplamış cesur bir hatip, yiğit bir kumandan, vazifesini namus bilen bir memur, bir öğretmen ... kendisini ailesine ve çocuklarına vakvetmiş Erzurumlu bir ana veya babadır."
Dadaş, aile içinde ve dışında herkesin saygınlığını kazanmış, her konuda kendine güven duyulan, sofrası eşe - dosta yoksula düşküne açık, İyi bir aile reisidir.


Abov : Korku İle karışık hayret bildirir
Ahan : İşte, şu
Akabuka : Alafranga, (Mini şivesini değiştirme heveslisi)
Anbağahan : İşte Burda
Ander : Münasebetsiz
Angıt : Vurdumduymaz
Anorli : Kibirli gururuna düşkün
Aşnafişna : Kur yapma, cilve yapma, oynaşma
Ayınoyun : Düzensiz, tatsız tuzsuz
Avel : Bunak, beceriksiz

Babuş : Ördek
Bahtavar : Mutlu, mesut bahtiyar
Bayahıt : Demin, biraz önce
Beleş : Bedava, karşılıksız
Belevürt : Tahmin, mukayese
Bıdılanmak : Kendi kendine konuşmak
Bıldır : Geçen güz
Bilibili : Kazları ve ördekleri çağırırken söylenir
Bir oki : Allah'tan ki şu var ki
Bocuzlamak : Küsmek
Böğürme : Hayvanların bağırması
Bunculah : Bu kadar

Cıscıvlak : Çırılçıplak
Cellobello : Ayak takımı, sıradan kimseler
Cencir : Çok çelimsiz, sıska çocuk
Cemre : Cereme, riziko
Cıbıl : Az giyinmiş, çıplak fukara
Cico : En güzel en iyisi
Çıfıt : Kötü kalpli, kuşkulu
Çığız : Oyunbozan
Cırboğa : Yaramaz, huysuz küçük çocuk
Cılh : Bozulmuş yumurta
Cıncıklamak :Çimdikler gibi tırmalamak
Cırbağa : Ufak tefek, küçük
Cırnah : Tırnak
Cıvıh : Sulu
Cincevat : Zeki fakat güvenilmez

Dadah : Çocuk Maması
Dardük : Daracık Elbise
Day Durmak : Bebeğin Ayakta Durabilmesi
Dazlamak : İnce Eleyip Sık Dokumak
Debertmek : Kurcalamak Ortaya Çıkarmak
Deh : At ve Eşeği Yürütmek İçin Söylenir
Densiz : Saygısız Münasebetsiz
Dıbız : Tüysüz, Kel, Dazlak Kafa
Dıllo : Külhabeyi Serseri
Dımbıltı : Davul, Def, Darbuka gibi vurgulu çalgılar
Dınaz : Alaya Alma
Dındıklama : Çok Ağır İş Yapma
Dıngıl Mıngıl : Karma Karışık
Dıngılım Usul : Yerine Oturmamış Oynak
Dıravanci : Aç Gözlü, Dilenci Yaradılışlı
Dırçik Atmak : Hoplaya Zıplaya Yürümek
Dırlamak : Gereksiz Yere Konuşmak
Dıreş : Uzun Boylu
Dızdığın Dızdığı : Birkaç Uzak Göbekten Akraba
Dızdız : Çok Ağlayan Çocuk
Diya : İşte Şurada
Dummak : Suya Dalmak
Dümsük : Yumruk


Ecik-Ecük : Kasık
Efilefil : Rüzgarın Serin Serin Esmesi
Eke : Çok Bilmiş
Elebele : Şöyle Böyle
Endek Döndek : Evirip Çevirmek
Eycemen : İyice Esaslı Biçimde

Farfara : Saf, Çocuk Yaratılışlı
Fanmaz : Uslanmaz
Fenikmek : Telaşlanmak
Fesat : Karıştırıcı
Fıhfıhlamak : Kaynamak
Fıldır Fıldır : Gözleri Kırpmadan Dikkatli Dikkatli Bakmak
Fırt : Yudum
Fıs : Boş
Fıstik : Tekme Atma
Fiddoz : Alımlı Çalımlı
Fingirdemek : Oynamak
Fit : Ödeşmek
Fitlemek : Karıştırmak
Fitleşmek : Anlaşmak
Fitne : Karıştırıcı, Fesat


Gak Kulak : İri Kulak
Gamo : Kibirli, Gururlu, Kendini Beğenmiş

Gıdırgıdır : Çekememek, Hazmedememek
Gıdıl : Kısa Boylu
Gıjgırdamak : Bir Şeye Yeltenmek
Gıncıltmak : İncitmek
Gındıllamak : Yuvarlanmak
Gında Dönmek : Takla Atmak
Gırgıt : Cimri
Gorbagor : Azap Görmeye Layık Ölü
Gucur : Cüce
Gudik : Köpek Yavrusu
Gulluk : Karakol, Polis Kulübesi
Guzzikli : Kamburu Olan

Haman : Hemen
Henek : Şaka
Hıllık : Çoban Köpeği
Hınik : Genizden Konuşan, Burnundan Konuşan
Hınk Mınk Etmek : Şaşkınlıktan Dili Dolaşmak
Hırlı : Doğru Güvenilir Yaramaz
Hışır : Çok Yorgun
Hışırık : Ufak Dolu Tanesi
Horata : Dedikodu
Hotulamak : Çekememek, Çekiştirmek
Hoyrat : Sevimsiz
Hudik : Tedirginlik

Kafter : Sevimsiz İhtiyar
Kakart : Kümes Hayvanları veya Kuşların Burnu
Kalik : Eskimiş Ayakkabı

Karakura : Kabus
Karmançorman : Birbirine Karışma
Katakolli : Yağcılık Yapma
Kelek : Güvenilir Olmayan
Kunkul : Tavuğun Tepeliği
Kırtik : Parça
Kelloş : Dazlak
Kıtmır : Kısa Burunlu
Kokor : Çocukları Korkutmak İçin Kullanılan Korkuluk

Lazot : Mısır
Lılığ : Rafadan Yumurta
Lıvır : Geveze
Loloz : Havada Aç
Loşo : İri Dudaklı

Malamat : Rezil
Mangıldamak : Ses Çıkarmak
meymene : Gayet Soğukkanlı
Mıllıhci : Yüze Gülen
Mırlamak : Dırıltı Etmek Gevezelik Etmek

Nanaher : İriyarı
Nemkor : Nankör
Nıhız : Cimri

Oho : Sığırları Durdurmak İçin Kullanılan Ses
Oşo : Köpek
Odovs : Mandaları Durdurmak İçin Kullanılan Ses

Öbelek : Yüksek Yer
Pahıl : Kıskanç
Paton : Biçimsiz, İrice
Payhırmak : Yüzüne Karşı Bağırmak
Perikmek : Alıştığı Yere Yabancı Olmak
Pılıpırtı : Çul, Çaput Eski Eşya
Pırh Etmek : Aniden Gülmek
Pısılamak : Fısıldaşmak
Portlak : Dışarıya Fırlamış, Çıkık


Salahan : Başıboş
Seme : Aptal Saf
Sevo : Aptal Gerizekalı
Soyha : İşe Yaramaz
Sölpuk : Uyuşuk
Suhra : Angarya

Tanko : Sosyetik
Tavtav : Kılıktan Kılığa Giren
Teh : Atı Yürütmek İçin Söylenir
Teheze : Eski

Tikkoz : Süslü Püslü Sükseli
Tıstımbıl : Karnı Doymuş
Ubanma : Çabalama
Ütük : Çok Çabuk Üşüyen

Vesvese : Evhamlı Kuruntulu
Vıcırgan : Kokan
Vıdı Vıdı : Aralıksız Konuşan
Vih : Vuy Anam
Vığır Vığır : Kesilmeden Ağlayan Bebek
Vırt Etmek : Bir Sözü Ağzına Sakız Etmek
Vırışıh : Görgüsüz

Yello : Hafif Meşref, Kendini Taşıyamayan
Yelloz : Züğürt, Fakir, Kimsesiz
Yangır Yungur : Abuk Sabuk

Zehlenmek : Alay Etmek
Zıbarmak : Saygısızca Yatıp Uyumak
Zımbıtı : Çeşitli Çalgıların Bir Arada Çıkardığı Sesler
Zırzımbık : Bir Cismin Önemsiz Parçası
Zotlama : Bilemek

MANİLER

Maniler, halkın sözlü anlatım geleneğinde yaşayarak nesilden nesile, ağızdan agıza dolaşıp günümüze kadar ulaşmış anonim edebiyat ürünleridir. Bunların en belirgin özellikleri anonim oluşlarıdır. "îlk söyleyeni bilinmez. Ağızdan agıza ve nesilden nesile geçerken daha da zenginleşerek sanat değeri artar. Maniyi öbür şiir biçimlerinden ayıran başlıca nitelik uyak düzenidir. Manilerin dizeleri çoğu kez; aaba şeklindedir. Dört dizelik her mani bağımsız bir bütündür. Bazı Erzurum manileri örnek olarak verirsek:

Pınar başı pıhrah, O yar gelsin oturag, Bir sen söyle bir de ben, Bu sevdadan gurtulah.

Ağlarım çağlar gibi, Derdim var çağlar gibi, Ciğerden yaralıyam, Gülerim çağlar gibi, Her gelen bir gül ister, Sahipsiz bağlar gibi.

Madem çoban değilsin Ardındaki sürü ne

Ben bir körpe kuzuyum Al kat beni sürüne

Beni böyle yandıran Sürüm sürüm sürüne

Ağ terliğim biçtiğim Leğenden su içtiğim Yûzbin igit İçinde Eliminnen seçtiğim

Ahşam aralar beni Fitil yaralar beni Varsada girsem Döşek paralar benl

Alma attım deriye Giz çıhdi penceriye Giz Allah'ın seversen Al beni İçeriye

Arasa attım testi Aras bulandı geçti Emim oğli Muhammet Benim de vahdim geçti

Ben bir yiğit dadaşım, Onsekiz gibi yaşım Sevmekte haksızmiyam Söyle be gardaşım

Bizim gelin asildir. Aklı fasıl fasıldır Gah it olur, gah İnsan Bilinen aslı nasıldır.

Bu dağlar olmasaydı Çiçeği solmasaydı Ölüm Allah'ın emi't Ayrılık olmasaydı



Çorabın ayağan tah , Destele bağına bah, Her ben aklına gelende Erzurum dağına bah

Dadas dadaş hoş dadaş, Başımda dalga dadaş Eller gelmiş ğötürir Kapıları bas dadaş

Erzurum eğmeleri Beğenmem değmeleri Yarim bir mintan giymiş Ben alim düğmeleri

Erzurum geceleri Giz bağlar peçeleri O gaş o göz sende var Öldürür neçeleri

Ezem gizi senmisen. Hıyar soyim yer misen Yadlar gelmiş götûrir Sen bene gıyar mısan

Fırın üstîınde fırın Ağalar geri durun O yar hurdan geçince Altın İskemle kurun

Fırın üstünde kürek Yine ah çekti yürek Her derde dayanırdın Buna da dayan yürek

Gara goyun meleme Sesin gider âleme Goyun seni keserem Guzum deyip meleme

hakan ACUR

_________________________________________________________________

Gelmedi

Nazlı yare canım kurban dedim de
Çevirdi arkasın sustu gelmedi
Emrah gibi yol gözettim bir zaman
Gitti Selvi gibi küstü gelmedi

Ne vefa dünyanın bir akçesinde
Bir mendil bir bıçak yar bohçasında
Leyla al yeşilli gül bahçesinde
Mecnun dağbaşında esti gelmedi

Aşık ne kalmışsın aşkın hayında
Nicesi kavruldu sevda yayında
Şirin al giyerek zevk sarayında
Ferhat kafasını ezdi gelmedi

Mevlüt İhsani’yim aşkın harabı
Beni sarhoş etti dostun şarabı
Nesimi Mansuri Mühyet Arabi
Düşmanı gül attı dostu gelmedi


Sonra

Ne hastayım ne ölüyüm ne sağım
Sevda hançerini vurduktan sonra
Ne bahçeyim ne bostanım ne bağım
Felek dal budağım kırdıktan sonra

Vurma hançerini akmasın kanım
Asla ey olur mu sevda çıbanım
Yar gelsin üstüme çıkmadan canım
Gelmesin mezara girdikten sonra

Mevlüt İhsani’yi düşürdün yasa
Geceli gündüzlü bitmedi tasa
Demir çarık giyin demirden asa
Arasın sevdiğim öldükten sonra



Sevdiğim

Aşkın pervanesi döner serimde
Döndükçe od verir cana sevdiğim
Sevdan yüreğimde Kafdağı gibi
Deprenmiyor hiçbir yana sevdiğim

Ben senin derdinden oldum derbeder
Ne dizimde takat kaldı ne de fer
Gözlerin aşk oku kirpiğin hançer
Sevdan hedef tutmuş bana sevdiğim

Vurma aşk süngüsü akar al kanım
Ah u feryat ile çıkmaz mı canım
Ateşim yanıyor yoktur dumanım
Dolanırım yana yana sevdiğim

Yığılsa sarraflar bilmez kıymetin
Mağripten maşruka söylenir adın
Dostu bulmak kolay dost olmak çetin
Merhamet et şu İhsan’a sevdiğim



Üzgünüm

Gidenleri eyleyemez
Yollar üzgün ben üzgünüm
Dertlerini söyleyemez
Diller üzgün ben üzgünüm

Cahil olan söze kanmaz
Yüz yaşar yine uyanmaz
Uçtu sunam geri dönmez
Göller üzgün ben üzgünüm

Kumaş seçtim çıktı parça
Ne kol çıktı ne de paça
Bağrım gibi parça parça
Şallar üzgün ben üzgünüm

Bunca gelen yiğit n’oldu
Kaderin dediği oldu
Bülbül uçtu gül de soldu
Güller üzgün ben üzgünüm

Mevlüt İhsan kara yazım
Yok kadere itirazım
Kara kılıf kara sazım
Teller üzgün ben üzgünüm



Yar

Ağlaya ağlaya geldim yanına
Akan gözyaşımı silemedin yar
Zalimlik düşer mi senin şanına
Açtın da yaramı bilemedin yar

Ben seni severdim sen de yad eli
Seni de götürdü sevdanın seli
Gönül kemanına zülfünden teli
Çektin düzen ettin çalamadın yar

Ben sana yaklaştım sen benden kaçtın
Tazgın ceylan gibi dağlardan aştın
Coşkun nehir gibi köpürdün taştın
Gönül bahçesini sulamadın yar

Mevlüt İhsani’yi yaktın arada
Ben burda gamlıyım sen de orada
Aşık olan eremezmiş murada
Sen de muradını alamadın yar




Gitti

Yıllarım boyunca çektiğim hasret
Bir damla gözyaşı oldu da gitti
Ne güldü yüzüme ne kesti müddet
Açmadan çiçeğim soldu da gitti

Uzun gecelerim bahtsız sabahlar
İnledim sızladım çok çektim ahlar
Dizilse bir yana bahtı siyahlar
Dünya yetmiş kere doldu da gitti

Mevlüt İhsani’nin her neşesini
Sevda güç bağladı kelepçesini
Gönül zambağını menekşesini
Felek deste deste yoldu da gitti



Usandım

Gözyaşım mürekkep mızrabım kalem
Yara mektup yaza yaza usandım
Gönül postasında hayale selam
Dertlerimi çöze çöze usandım

Saatte bir engel çıkar karşıma
İster derdi taşı ister taşıma
Nice gün oldu ki yalnız başıma
Gurbet eli geze geze usandım

Nice dertler gördüm hak kullarında
Yatıp uyumamış yar kollarında
Sevda ocağında aşk yollarında
Küller gibi toza toza usandım

Solacaksan yeşil gibi al gibi
Mevlüt İhsan çiçeği yok dal gibi
Şaşırdım dalgada bir sandal gibi
Kürek çekip yüze yüze usandım



Bana

Yanaktan şeftali dudaktan buse
Sevdiğim ikramın az gelir bana
Açsam kollarımı sarsam boynuna
Bütün kış ayları yaz gelir bana

İnan şu sözüme ey şems ü mahım
Buluta dayandı feryadım ahım
Yıllardır çekerim nedir günahım
Bütün ahbaplardan söz gelir bana

Dün gece rüyayı ben gördüm yordur
Banan inanmazsan birine sordur
Ayrılık mı acı ölüm mü zordur
Sağlıkta bu acı köz gelir bana

Yaradan her zaman sevdiği kulla
Gönül postasında mektubun yolla
Dudağında ıslat elinle pulla
Göz açıp yummadın tez gelir bana

Dert ile gam ile bir aradayım
Nerde aşık varsa ben oradayım
Üç beşli bir iki numaradayım
Mevlüt İhsani de düz gelir bana



Döne Döne

Haftalar devrolur yıllar devrolur
Çevrilir bu dünya boş döne döne
Dünya bir han yeri her gelen gider
İnsan döne döne kuş döne döne

Herkesin emanet vardır hanesi
Dünya emanettir toprak anası
Hayat bir değirmen insan danesi
Herkesi öğütür taş döne döne

Sayısı bilinmez devreden çağlar
Çiçekli ovalar dumanlı dağlar
Topraklar güldükçe insanlar ağlar
Akar gözlerinden yaş döne döne

Sen Mevlüt İhsan’a bak neler vardır
İnsanın çektiği feryattır zardır
Sevinme bahara sonrası kardır
Gelir insanlara kış döne döne


Cesaret insanı ZAFERE ;

Kararsızlık TEHLİKEYE ;

Korkaklık ÖLÜME GÖTÜRÜR.....

SÖYLEMLER VE EYLEMLER...

Kişi arkadaşının dini üzeredir...


Eğer arkadaşınız iyi bir müsbet hayat yaşıyorsa , sizde onun gibi Namaz a ve kuran 'a göre hayatınızı idame edersiniz...
Rasulullahın sünnetine uyarsınız ...

Hele hatun kişi iseniz : İşin boyutu daha da değişir...

Özentiyi ALLAH Şiddetle reddediyor...

Müslüman kadın için örtünün ayeti nazil olmuş ve hayat hakkı olarak tüm engeller kalkmıştır ...

ÖRTÜNÜN .!!!!!

Sadece muhtelif yerlerinizi değil bir meyve misali örtünün...

Müslüman kadının pantolon giymesi ( kesin hükümle ) Haram kılınmıştır...

Saçınızın bir telini göstermenize ruhsat vermeyen islam Mahrem ve namahrem olayına bir vurgu yapmaktadır...

İslam evlenme şartı olarak üç başlıkta öneride bulunmuş , sizin için en hayırlısı ise aşağıda sıralıcağımız gibi açıklanmıştır...

1. Bir kadın malı için alınır...

2. Güzelliği için alınır...

3. İnancı için alınır...

sizin için en hayırlısı ise inancı üzere olanı almaktır...


Muteremler : Karar verirken bu şartlara haiz karar verilmelidir.

Herkes yaşantısına göre eş ve arkadaş seçmektedir...

bunlar bir müddet devam etsede sonu hüsranla biten hadiseler cereyan etmektedir...

Her şey karar vermeden gözden geçirilmeli , ( son pişmanlıklar fayda vermediği gibi zarar verebileceği iyi düşünülmelidir. )

İyi değerlendirilmelidir...

Eğer sizde bir hastalık baki ise , aynı halde bir insana göstereceğiniz musahama aynı olucaktır...

Çünkü siz yaptığınız birşey için bir başkasına vazu nasihat etmeniz sadece safsatalıktan başka birşey olmaz...

Nefsinizi ve neslinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun...

Sır misallerinede bir nebze deyinmekte fayda mülahaza ediyorum...

Söyleme sırrını dostuna , oda gider söyler dostuna.

BU GİBİ AYRINTILAR VE İNCELİKLER ÇOK ÖNEMLİDİR...

gülmek ve adabı:

Gülerken kahkaha ile gülmek şeytandandır , gülmek bu şekilde tenkit edilmişsede ; Ağlayın da denmemiştir...

Ama bir Hadis' i ŞERİF TE ALLAH!IN Rasulu şöyle nakleder...

Siz benim bildiklerimi bilseydiniz... az güler çok ağlardınız...

Kaldı ki Rasulullah asla kahkaha ile gülmemiştir...

TEBESSÜM ETMİŞTİR...

Muterem doslarımız hayatımızı bu şekilde sadece kısacık birkaç hadis ve ayetle açıklamaya çalıştık ,

Bu ölçüler baz alınırsa yetersiz gelip ihtiyaç duyulursa bu konudaki desteğimiz devam edecktir...

sizleri huzuru islamı yaşmaya yaşatmaya , yaşatıcak kullar olmaya haiz insan olmanızı yüce ALLAH 'Tan niyaz eder ...

MİRAC Kandilinizi tebrik ederim...

Site : EDİTÖRÜ

Çoşkun suyun akmasına ; Dere yoksa neye yarar.!!!!!

Yeşil güzel bahçelerde ; Meyve yoksa neye yarar.!!!!!

Yaşayan insanlık aleminde ; İlim yoksa neye yarar.!!!!!

Hasta olan gönüllere ; Çare yoksa neye yarar.!!!!!

Can bedende ; sevgi kalpte ; kavuşmazsa neye yarar.!!!!!

Yön kıbleye , Baş secdeye , El Duaya açılmazsa neye yarar.....

İnsan inanandır, bilendir ,hissedendir ,görendir,okuyandır ,yazandır,tehlikeyi sezendir.vel hasıl doğruları görendir...
asla ama asla vefasız , insafsız , vicdansız olmamalıdır.

OLUNMAMALIDIR.!!!

Aşkı erdem sendedir

Her şey sendedir ey insan oğlu sende.
Daha ne ararsınki sen başka yerde..
Yoksa gönülde ihlas denen bir zerre,
Ne gül biter,ne bülbül öter seherde...

Bülbül cebreyler ise gülün nazına,
Dünya boştur gayri boş onun gözüne..
Kişi özünü yansıtırsa sözüne,
İkrarı elek tuta eğrisi düzüne...

Seherde sahrada yaf,yaf dövünen,
Aşık odurki,aşk babına bürünen..
Arif olmaz her takka ile görünen.
Kamil odurki,gudretten sürmelenen...

Dikenli yollarda aşkın sahrasında,
Hay dönmedinse sen, gönül sahrasında.
Girmeyince cenge,Nefis emare saf'nda,
Er olamazsın dervişler sofrasında...

Evliyalar sultanı o gönül üstadı.
Bunca müridlerin arzusu muradı,
Yemende Veys adında bir garip vardı.
Meşayih tacın hırkasın ona yolladı.

DOSTA DOĞRU
İçimde uzayan her yol
Çıkar gider dosta doğru
Menekşe, nergis, ıtır, gül
Kokar gider dosta doğru

Zamanım yoğrulur gamla
Birleşir sabah akşamla
Ilık kanım damla damla
Akar gider dosta doğru

Gel bende gör, sen gel beni
Durduramaz engel beni
Görmediğim bir el beni
Çeker gider dosta doğru

Beynim fırın, bağrım tandır
Yanarım hayli zamandır
Sevgim bir yavru ceylandır
Çeker gider dosta doğru

Ne saklarım ne gizlerim
Yalnızca onu özlerim
Tabutta bile gozlerim
Bakar gider dosta doğru
Abdurrahim Karakoç

GELİRKEN BİRAZ ERZURUM GETİR

Gelirken biraz Erzurum getir
Sarı şiltesine bürünsün soğuk
Kerpiç birbinanın penceresinden
Biraz hasret biraz soluk
Mavi beyaz öyküler aksın
Gelirken biraz Erzurum getir
Dabakhaneden oluk oluk

Gelirken biraz erzurum getir

Biraz espiri kat naim hocadan
Kara fatmadan hatun bacıdan
Kuşluktan ikindiden geceden
Horasandan ispirden ılıcadan
Başı dik anlı açık kıvransa da acıdan

Gelirken biraz Erzurum getir

Göç göç olsun göçler yola dizilsin
Huma kuşu yükseklerden seslensin
Mor tarlalar kar suyundan beslensin
Palandöken dolunaya yaslansın
Palandöken sevdasıyla ıslansın

Gelirken biraz Erzurum getir

göğermiş civil peynir hüzünden
kayak mevsiminden kar denizinden
şöyle adam gibi özünden
verildi mi dönülmeyen sözünden
tandır sıcağından mangal közünden
gözlerinde sarı tütün izinden
getir işte bizi bizden

gelirken biraz Erzurum getir

ister yazı getir istersen kışı
cağ kebabı su böreği ayran aşı
tesbih getir oltu taşı
dadaşı Mükerrem Kemertaş’ı
gavurboğan havuzbaşı
istersen birazda göz yaşı getir.

gelirken biraz erzurum getir

çoğu orda kalsın azını getir
çifte minareden ezanı
sobada kaynayan kazanı getir
buz kaymasını kar ayazını
Arifin inleyen sazını getir
İster serin olsun isterse yaksın
bir türlü gelmeyen yazını getir

gelirken biraz erzurum getir

heybene akşamın serinliğini koy
sıra dağlarını boy boy
ne bey ne ağa ne soy
kasaba kasaba köy köy
kahvede geçmişin yarenliğini
Bilge sohbetlerin derinliğini
Uzun gecelerin karanlığını
Yağmuru tipiyi boranı getir

Gelirken biraz Erzurum getir

Caddeden aşağı inince hani
Gürcü kapı mumcu palıt meydanı
Biraz biraz getir azıcık yani
Birazcık Reyhani biraz Sümmani
Dağlar arasından ummanı getir

Gelirken biraz Erzurum getir

İnişi olmayan kaleyi getir
Tortumdan şelaleyi
Horasanı Tekmanı Aşkaleyi
Hınısı Oluru Hasankaleyi
Davulu zurnayı barı halayı
Velhasıl toplada sılayı getir

Gelirken biraz Erzurum getir

Yalancı baharın şaşkın misali
Kopun yamacında eşkın misali
Dumlu deresinde taşkın misali
Emrahtan fışkıran aşkın misali
Nefi den yayılan irfanı getir

Gelirken biraz Erzurum getir

Havayı da deli gönül havayı
Getir gök yüzünden yıldızı ayı
Olmaz mı Köksaın Metenin payı
Aysun Gültekinden uzun havayı
İbrahim Hakkıdan davayı getir

Gelirken biraz Erzurum getir

Sevda gibi sevdim doluyam boş değilem
Hoş değilem nahoşum hoş değilem
Gönül yorgunuyum sarhoş değilem
Uykudan uyanmış bir hoş değilem
Gidemem kuş değilem getir önünde eğilem
Ekrem raciyi getir

Gelirken biraz Erzurum getir

Getir yanık türküleri türkücüleri
Daphandan ekinleri, ekini biçenleri
Narman yaylasından kardelenleri
On iki Mart ile yükselenleri
Sevgiyi saygıyı erdemi getir

Hakan ACUR Tarafından gönderilimiştir

bar__g_vercini.gif

SIĞMAZ MIYIM DESTİNE?

Görsem ki bir kıvılcım çıtlasın yüreğinden
Çırpı diye kirpiğim, yığmaz mıyım üstüne
Aşk bekle yangınımın, eceli yüreğinden
Şutlayıp hasretini, çağmaz mıyım mest-ine?..

Bir tebessüm eyle yâr, seviliyorsam söyle
De ki vakit bu vakit, gönlümü davet eyle
Akıbet yaklaşıyor, ömre de yazık; böyle
Katlayıp hasretini, sığmaz mıyım destine?

Kara çalı gül açar, İstanbul çiçek açar!
Sevginle kederlerim meçhûl diyara kaçar
Sesinden bir yol bulsam; göz yaşlı gönül naçar
Sırtlayıp hasretini ağmaz mıyım üstüne?

gönderen :
sultan yörük

şiirler:

NE GÜZEL Dİ KÖY HAYATI

kahvehane yoktu köyde
toplanırdık hep bir yerde
oda larda veya evde
ne zevkliydi köy hayatı

mum bulunmaz çıra yaktık
tenekeye musluk yaptık
kırık ayna bulup taktık
ne zevkliydi köy hayatı

bazen olmaz acı soğan
üstümüzde yünden yorgan
mama bilmez yeni doğan
ne zevkliydi köy hayatı

heybe ile yük taşırdık
dağdan dağa yol aşardık
kamyon görüp çok şaşırdık
ne zevkliydi köy hayatı

çelik, çomak oyun kurduk
çoban,koyun,kurt olurduk
asker gibi selam durduk
ne zevkliydi köy hayatı

yol aldık eşek ile
çoğumuz bulmaz onu bile
tartımız okka kile
ne zevkliydi köy hayatı

kamışlardan hasır ördük
döne döne düven sürdük
kağnı kızak neler gördük
ne zevkliydi köy hayatı

çorap,kazak örer idik
saban ile çift sürerdik
daha sonra pulluk gördük
ne zevkliydi köy hayatı

imece ile yardım vardı
hile yok dostluk vardı
sabır vardı mertlik vardı
ne zevkliydi köy hayatı

UFUK ALTUN






SENİ NASIL UNUTURUZ...


BIRTARAFI YAMAC BIR YANI KAYA,
ULASIM ZOR OLDU YÜRÜDÜK YAYA,
ERZURUM ILI ILCE SENKAYA ,
UNUTAMAK ZOR OLUR SENI ZÜMRÜTÜM:

KIRDAG SENLIKLERI OLDUGU ZAMAN,
GEM KOSUP HARMANDA DÖVERDIK SAMAN,
YAYLANIN ETRAFI ÇOK SIKI ORMAN,
UNUTMAK OLURMU ZÜMRÜTÜM SENI:

BIR YANDA KOP BIR YANDA GEDIK,
KECI YAVRUSUNA DIYERDIK GIDIK,
KETE BAZLAMA KEPMERI YEDIK,
UNUTMAK OLURMU ZÜMRÜTÜM SENI:

SILADAN GURBETE GITI BAZIMIZ,
DOKUZAY KISI VAR ÜC AY YAZIMIZ ,
HASRETLE BEKLER GELINKIZIMIZ ,
UNUTMAK OLURMU ZÜMRÜTÜM SENI:

YIYITLERI BAR BASINA GECERDI,
HERKES KENDISINE BIR YAR SECERDI,
YAZ GELINCE CAYIR CIMEN BICERDI,
UNUTMAK OLURMU ZÜMRÜTÜM SENI:

ACILAR ICINE DÜSTÜ BU GÖNÜL,
HASRET CEKIYOR BU KISA ÖMÜR ,
GURBETE ÖLÜRSEM KIM SENI GÖRÜR,
UNUTMAK OLURMU ZÜMRÜTÜM SENI:

Yazan : MUSTAFA KELES ALMANYA OLTU
Yansıtma :Site Admin (Kısa bir süre )

KÖYDE KALDI

danaya vururduk bağı
yayıkta yayardık yağı
kıl ipinden sambağı
dokurdukta köyde kaldı.

bir zaman o köyde binerdik geme
pantolon dizine vururduk yama
akşam dan mal,davar dolardı koma
giden o günler o köyde kaldı.

tavuklar çıkardı komda ki tara
köyün girişinde gavluğun dere
yukar ki meşe den ederdik çıra
neşeli günler de o köyde kaldı.

fırına atardık kartolla kabak
yaz geldi mallar oldu hep dabak
horozlar öten de olurdu sabah
o güzel günler de o köyde kaldı

BALA çivi de gider oduna
meşetlik te yayılır hep körpe dana
bayırda taşlar dan ellere kına
yakardık ya o köyde kaldı

arada yağardı o köye dolu
köyün kenarında oturur veli
kırıktır mülazım dayının kolu
çile li o günler o köyde kaldı

yağmur yağdı mı bol gelir seli
rahmetlik GEDO idi o köyün gülü
öldü ama belli değil ehvalı
sır dolu o günler o köyde kaldı

analar yayık yayardı
uşaklar malı sayardı
tilkiler tavuk çalardı
eski günler o köyde kaldı

arduç odunun ateşi
yanmıyor liliğin yaşı
suyu soğuk boldur kışı
eski günler o köyde kaldı

yeter ALBAY yazdıkların
o dağlarda gezdiklerin
daşdan istop dizdiklerin
KÖYDE KALDI KÖYDE KALDI KÖYDE KALDI.

Söz ve yazar:

ALBAY ALTUN

MEMLEKETIM
soguk tatli sularini
karli yüksek daglarini
toprak kokan yollarini
çok özledim memleketim
***********************
arilarin ballarini
tarlasini baglarini
o mis kokan havasini
çok özledim memleketim
***********************
sicagini tandirini
ekmegini misirinu
bulamadim ben yolunu
gelemedim memleketim
***********************
bir gün olur hasret biter
gönül ya bu uçar gider
ha bu gün ha yarindir der
bekle beni memleketim
***********************
Gönderen:

SARA ALTAN

İncitme
Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.

Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol ismailr17;ce
Bıçak senden incinmesin.

Burdayım de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa
Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.

İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit
Suyundan içtiğin vakit
Irmak senden incinmesin.

Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana
Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin.

Çoban Çeşmesi

Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler su dağa çoban çeşmesi.
"Goynunu Şirin'in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi...
"O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudaga çoban çesmesi.
Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
Kerem'in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
Sızmadı toprağa çoban ceşmesi.
Leyla gelin oldu,
Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül ararda,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,
Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...


Faruk Nafiz Çamlıbel

SENI SEVIYORUM DEMEK ISTERDIM !..

seni seviyorum demek isterdim
ölesiye bir duyguyla,
taparcasına dil dökmek
ve saçlarım ağarmadan söylemek isterdim

seni sarmak isterdim sonsuzlukla
delicesine sevmek
bir sarhoş gibi adını sayıklamak
ve bağırarak kollarında ölmek isterdim gülüm...

MURAT Altun

Yalan Sevdiğim
Çicek çiçek açıp ağaçlarımda
Yaprak yaprak dalda solan sevdiğim
Damla damla akıp göz uclarımda
Derya derya kalbe dolan sevdiğim

Bazen bir alevsin avuçlarımda
Bazen bir menekşe yamaçlarımda
Bazen bir rüzgarsın kır saçlarımda
Tutam tatam başım yolan sevdiğim

Bir zaman ömrümüz yazdı bahardı
Ne bülbül ah eder ne gül ağlardı
Dört mevsim kalplerde bir aşk yanardı
Şimdi bir külleri kalan sevdiğim

Kalmadı içimde sevgiye bir yer
İşkenceye döndü saatler günler
Yüreğim bir mezar sığmaz ölüler
Sonsuz acılara salan sevdiğim

Benimdir çileler bu ayrılıklar
Dinmeyen gözyaşı bu hıçkırıklar
İçimde bin özlem bin kahır var
Anladım bu dünya yalan sevdiğim

İnsanın sözü hikmet !!! Bakışı ibret !!!Susması ise ders olmalıdır.?

SANA BİR ŞİİR YAZACAĞIM ( LİSELİM )


sana bir şiir yazacağım menekşe yaprağına
burcu, burcu sevgi kokacak her kelimesi
aşkın güzelliğini dökeceğim tüm hecelere
bekle
sevdasına kurban olduğum
şimdi sisler çökmüş yüreğime
karlar yağar düşlerime
hele bir bahar gelsin
dallar tomurcuk versin
işte o zaman böyle kelepçede kalmayacak duygular
güvercinler uçuracağım senin göklerine
sana bir şiir yazacağım içinde hasret olmayan
güneş doğacak kaf dağından
geceler böyle avare, yaşanan saatler böyle
sessiz olmayacak
sana yemin gözbebeğim
artık aşkımızın ateş rengi gülleri solmayacak
bu son fasıl olacak gönlümüzde açıdan,
kederden yana
ben saçının bir teline sevapları satmışım
kalbinin her köşesine geçmiş gelecek
yıllarımı yazmışım
şu bulutlar bir dağılsın
nerde olduğumuzu bilelim
hele dönsün şu mevsim
bu yalnızlığın, kimsesizliğin uğultusunda
gidecek kulaklarımızdan
bir şarkı dinleteceğim sana sevdadan yana
kelimeler böyle kifayetsiz kalmayacak
böyle mühürlü olmayacak dudaklarım
sen yüreğimde sır değil, sözcüklerimde
yangınım olacaksın
bu sevda böyle sürgünlerde, böyle tutuklu
kalmayacak bir tanem
bekle sevdiğim
fidanlar yeşersin, acilsin su hasrete uzayan
yollar, karlı dağlar
göçmen kuşlar dönsün yuvaya
bu havanın nemidir BİR TANEM
sen nisan yağmurlarına sakla sevdayla
yanan bedenini
baharda ıslanmalı güz vurmuş dudaklar
istemem beni böyle perişan, böyle çaresiz
göresin
bahara bıraktım umutları
bir yeşersin şu menekşeler, sümbüller
iste o zaman değmeli gözlerin gözlerime
iste o zaman bir şiir yazacağım sana menekşe
yaprağına
iste o zaman bir sevda getireceğim sana
sırılsıklam !!!!

Konuşunca doğru söz söylenirse hatırlamaya gerek kalmaz....

Şayet yalan olursa nerede ne söylediğini hatırlamak mümkün olmayabilir.!!!

Sen bir pınarsın içilen ama kanılmayan, Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, varlıgına doyulmayan, yokluğuna dayanılmayan..

Canımdaki her nefes nefesine eklensin, içimdeki her nefes hayalinle demlensin, bırak bu gönlüm varlığınla renklensin, sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin!

Sen güllere özenme güller sana özensin.
Üzme tatli canini sen güllerdende güzelsin.
Sevgi kadar özgür Özgürlük kadar özelsin.
Bir gülsün dünyalara bedelsin.

Bir umut vardır hiç tükenmeyecek,
bir hasret vardır çekilmeyecek, birde ölüm vardır,
bir gün elbet gelecek ama sana olan sevgim ne ölecek ne de bitecek

Sevgilerin en güzeli seni sevmek
Özlemlerin en güzeli seni özlemek
Ve hayatin tadı sabah kalktığında senin var olduğunu bilmek

BİR İKİ HİKAYESİ

Bir mahallede çok mutlu bir çift varmış ; Evliliklerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen hiç kavga , gürültü , küs v.s olayları duyulmamış.

Bunu merak eden mahalle kadınları evin hanımına sorarlar :

Bu işin sırrı nedir ; sizde hiç kavga olmuyor , çok mutlu çiftsiniz. ALLAH muhabbetinizi artırsın .

Hanım derki ; Anlatayım madem merak ediyorsunuz ?

... Başlar anlatmaya ..

Bilirsiniz ben bu köye karşı köyden gelin geldim.

at üstünde gelirken dünürçüler önde , beyimin atı benim önümde ,benim atım onun arkasından gidiyorduk....

_ Benim atım biraz ilerledikten sonra bir defa ayağı sekti, ben düşer gibi oldum.
_ Beyim geri döndü ata baktı !

_ BİR Dedi.

Biraz daha ilerledik benim at bu defa gene tökezledi,

Beyim geri döndü ...

_İKİ Dedi.

Köye yaklaşmıştık benim at gene tekerlendi...

Beyim geri döndü...Tabancayı belinden çıkardı atı alnından vurdu.!!!

Ben haykırdım neden vurdun hayvanı dedim.

Beyim geri döndü işaret parmağını göstererek ...

_BİR DEDİ.

Vallahi o gün bu gündür Beyimin BİR Dediğini İKİ Etmedim.!

İŞTE BU İŞİN SIRRI BU !!!!!

Dünyayı dolaştım giymedim başıma bir TAÇ,

Ne zengini tok gördüm nede fakiri AÇ,

YA RAB Öyle bir fevzi kanaat verki ,

Namerde değil merdede eyleme MUHTAÇ ,

Şu çeşmenin haline BAK ,

Su içecek tası bile YOK ,

Kırma kimsenin kalbini .....

YAPICAK USTASI YOK.!!!!!

Namık DEMİR

Site : ADMİN

Zümrüt köyü sitemizin ikinci açılımı dokuzuncu ayda olmuştu ; yeni bir sayfa yeni bir heyecan oldu ...

Sitemiz yayınına devam ediyor...

Sayenizde güzellikler oldu.....

Bizmle devam edenlerimiz var ... vadesi yetenlerimiz var ...

Gidenlere rahmet kalanlara saadetler diliyoruz...

Hak yolunda duranlara gönül ile sevenlere selam olsun ...

Güle güle ...

iyi seyirler ...........

BİZİ İZLEMEYE DEVAM EDİN.!!!!!

Kötü bir cemiyetin bozamadığı İNSANI ; Kötü bir ARKADAŞ Bozar.....( el edri )

Hırsızlığın büyüğü küçüğü olmaz...

Yanlış her zaman yanlıştır...

SESİZ KALMAK DEMEK .....

Yapılan hatayı desteklemek ve aynı amaç içerisinde bende Haşroluyorum demektir...



YANLIŞIN İÇİNDE BENDE VARIM DEMEKTİR...

( söz konfiyüçyüz )

n.dem_r.jpg

Türk Olmanın 47 Kuralı
>> >
>> >1. Kagit mendili kumas mendil gibi günlerce burusuk sekilde
>>cebinde tasir.
>> >
>> >2. Rüzgarli havalarda küller uçmasin diye küllüge su koyar.
>> >
>> >3. Serçe parmagini kulagina sokup iyice sallayarak karistirir.
>> >
>> >4. Ancak bir Türk gazete bulmacasini hep baskalarina sora sora
>>çözebilme
>> >becerisini gösterip , kendisi çözdü diye sevindirik olabilir.
>> >
>> >5 . Sakal trasi olduktan sonra kanayan yerlerine küçük kagitlar
>>yapistirir.
>> >
>> >8. Soba borusu aktiginda yogurt kaplarini telle soba borusuna
>>baglar.
>> >
>> >9. Nezle olunca tuvalet kagidini uzun bir serit yaparak kullanir.
>> >
>> >10. Dis firçasiyla disini firçalamayip da saçini boyamak için
>>kullanan
>> >birini görürseniz , o saçini seven bakimli bir Türk tür.
>> >
>> >11. Konusma yetenegi olan hayvanlara ilk olarak küfür etmesini
>>ögretir.
>> >
>> >12. Sahilde mayosunu kabinde giymek yerine arkadaslarina havlu
>>tutturarak
>> >giymeye çalisip bir de arkadaslarina bakmayin lan diye
>> >çikisir.
>> >
>> >13. Çorabinin kirlenip kirlenmedigini burnuna sürerek kisa süreli
>> >koklayarak anlayan kisi temizligine düskün bir Türk tür.
>> >
>> >14. Daha birinci telefon zili çaldiginda telefonun basina dikilen
>>ama açmak
>> >için ikinci kez çalmasini bekler.
>> >
>> >15. Bir dükkana girip , onun bunun fiyatini sorduktan sonra abi
>>araba bes
>> >dakka dursun, ben hemen gelicem deyip, 2 saat sonra gelir.
>> >
>> >16. Cebinden çikardigi paralarin içinde en eskisini özenle arayip
>>bulduktan
>> >sonra para üstü verir.
>> >
>> >17. Trafikte ambulansin pesine takilarak sıkışıklıktan kurtulup ,
>>uyaniklik
>> >yaptigini zanneder.
>> >
>> >18. Kagit paralarin üzerine not alir ve parayi harcadigi için
>>notu kaybeder
>> >ve ya elden ele dolasacagini bildiginden komik yazilar yazar. (
>>Paranin ön
>> >yüzüne tehlike aninda arkayi çeviriniz yazip aninda çevirince de
>>simdi
>> >degil salak tehlike aninda yazanlardan bahsediyoruz
>> >.)
>> >
>> >19. Çocugu yanlislikla elini kestigi veya düstügü için
>>agladiginda elini
>> >kesti veya düstü diye çocugunu döver.
>> >
>> >20. Taksi tuttugunda taksicinin yanina oturur .Eger üç dört kisi
>>taksi
>> >tutuyorsa , taksi parasini veren kisi ön koltuga oturur.
>> >
>> >21. Kürdanla disini karistirip önce çikarip bakar , sonra tekrar
>>agzina
>> >koyar.
>> >
>> >22. Ütü fisi , teyp fisi veya televiyon fisi kablosunun bakir
>>teli disari
>> >çikmis ise çocuklari elektrik çarpmasin diye bakir teli
>>selobantla
>> >yapistirir.
>> >
>> >23. Ailece televizyon izlenen bir evde kumanda babanin elindeyse
>>ve o ne
>> >izlerse digerleri de onu izlemek zorunda kalir.
>> >
>> >24. Çantasinin içinde yeni tanistigi birisine bile çekinmeden
>>göstermek
>> >üzere en güzel fotograflarini ve aile albümünü tasiyan birisini
>>görürseniz
>> >hemen boynuna sarilmayin yoksa çantayi kafaniza yiyebilirsiniz ,
>>çünkü o
>> >kisi bir Türk kizidir.
>> >
>> >25. Bir türk
>> >esnafi , müsterisinden aldigi parayi önce iki ucundan tutup iki
>>defa
>> >gerginlestirir daha sonra da günese dogru tutup bakarak sahte
>>olup
>> >olmadigini anlar.
>> >
>> >26. Evin bir odasinin ampülü patladigi zaman yenisini almayip da
>>fazla
>> >kullanmadigi bir odanin ampülünü onun yerine takar.
>> >
>> >27. Evinde bulunan saksilarin dibini kültablasi olarak kullanir.
>> >
>> >28. Dislerini gazoz açacagi , findik ve ceviz kiracagi olarak
>>kullanir.
>> >
>> >29. Isinde iyi olan birisini överken hakaretle iltifat eden bir
>>Türk ten
>> >baskasi olamaz. (Serefsizin oglu ne is yapmis be kardesim, helal
>>olsun)
>> >
>> >30. Aracin sinyal lâmbalari dururken kolunu çikararak dönüyorum
>>hareketi
>> >yapar.
>> >
>> >31. Yemegin etini en sona birakir.Trafik isiklari kirmizidan
>>yesile
>> >döndügünde önündeki herkesi salak sanarak kornaya basar.
>> >
>> >32. Dingildeyen bir masanin ayagina kagit sıkıştırma fikri bir
>>Türk ündür.
>> >
>> >33.
>> >Dislerinin arasindan viij viij diye ses çikarir.
>> >
>> >34. Tv de film seyrederken filmin oyunculariyla muhatap olan (dur
>>oraya
>> >gitme öldürecekler seni) Türk sinema severlerdir.
>> >
>> >35. Arabasina öküz, köpek, horoz sesli korna taktirma fikrinin
>>patenti bir
>> >Türk e aittir.
>> >
>> >36. Gazete kagidini en iyi sekilde kullanir.(Cam silme bezi,
>>külah, mendil,
>> >sofra bezi )
>> >
>> >37. Plastik yogurt kabini saksi yapar.
>> >
>> >38. Arabasinin arkasina yazi yazar .(Rahmetli de sollardi, tek
>>rakibim THY,
>> >kroyum ama para bende)
>> >
>> >39. Uçakta bulunan tanidiklarina uçak havalandiktan sonra
>>görmeyecegini
>> >bildigi halde el sallar.
>> >
>> >40. Çignedigi sakizi daha sonra çignemek üzere kafasindaki
>>tülbende
>> >yapistiran bir Türk kadinindan baskasi degildir.
>> >
>> >41. Tek abdestle bes vakit namaz kilmak için iki büklüm kivranir.
>> >
>> >42. Desenlerini çok begenerek aldigi yeni bir mobilyanin üstünü
>> >baska bir örtü örterek kullanir.
>> >
>> >43. Geçirdigi bir trafik kazasindan sonra kanlar içinde çikip,
>>çarpilmis
>> >arabasina üzülür.
>> >
>> >44. Tüp kaçiriyor mu, kaçirmiyor mu diye kibrit yakip kontrol
>>eder.
>> >
>> >45. Otoyolda, otomobilin gaz pedalina tugla koyup, yorulmadan
>>kullanma
>> >fikri bir Türk ündür.
>> >
>> >46. Elektronik hesap makinesini, uzaktan kumandasini naylona
>>sarmis,
>> >üzerine de ambalaj lastigi geçirmis birini görürseniz Türk tür o.
>> >
>> >47. On yillik bir otomobilin koltuk ambalaj naylonlarini
>>çikarmadan
>> >kullanma becerisini gösterir

Gönderen :Emrah ALTUN

Bir gün ALLAH'ın Rasulu hurma yüklü develerle
yolculuk ediyorladı...

Yolda karnı aç bir adam arkadan ENES Radyallahu anhumun yanına gelerek , Biraz hurma ister...

HZ.ENES RASULULLA^'a giderek adamın ne istediğini söyler...

ALLAH'ın Rasulu.......

VERMESİ İÇİN TALİMAT VERİR...

HZ. ENES Hurmanın sepette olduğunu söyler

SEPETİ İLE VER DER.........

Sepet devenin sırtında der......

DEVEYİ DE VER DER...

HZ. Enes diyorki .......

Devenin ipi benim elimde demeye korktum.!!!!

Deseydim şayet ALLAH'ın RASULÜ Sende beraber git ...

Diyeceğinden korktum...

İŞTE ALLAH 'IN RASULÜNÜN ÖRNEĞİ....

İŞTE BİZ...

Bana verilen emanet TABU OLUYOR...

ONA EL DEĞEMEZ....

GELİN EMANETİ EHLİNE VERELİM

BERABERCE SAADET E ERELİM.

EDİTÖRDEN....

İYİ DOST

İyi bir dost sesi ile sedasıyla selamıyla sadakatiyle , sohbetiyle , sabır ve güler yüzüyle insanı hayata bağlayan yegane bir dayanaktır.

Dostlarımız ismini andığımız zaman bize huzur vermeli...

Hele bir sesini duyunca dünyalara değmeli ...

Dost ilaç olmalı ...

Dost beni tedavi etmeli ...

Dost bana bir dağ gibi destek olmalı...

Bu kıriterlerde bir dostunuz varsa ne mutlu size.!!!

Rabbim DOST Sesinden ,Selamından onun varlığından kimseyi mağdur etmasin...

BU SÖZLERE LAYIK OLAN CAN DOSTUMA ...

TEŞEKKÜRÜMDÜR...İSTANBUL /

Site : ADMİN

DUAMIZ

Elhamdulillahi rabbil alemin , vesselatu vesselamu ala rasulune muhammedin ve ala alhi ve sahpihi ecmain.

Ya rab hamd sana , şükür sanadır. sen her şeyi gören ve gözetensin , hayır da şer de sendendir.

Sen her şeye kadirsin herşeyi işitip ve görensin , bizlerin bilmediklerini bilensin .

Sen bizi her iki cihanda aziz eyle bizleri münker ve nekir meleklerinin suallerine cevap verirken sana en güzel layık senin rıza uygun amelle sevapların daim olduğu güzel cevaplar vermeyi bizlere nasip eyle ,

Hayral dünya vel ahiri

Dünyamızı ve ahiretimizi hayreyle

Bu dünyada umduklarımıza nail ; korktuklarımızdan emin eyle...

sana ve senin sevginle vermiş olduğun sevgi mutluluğunu en güzel şekliyle idama etmeyi bizlere nasip eyle ...

'''seven gönüllerde senin aşkın var ya rabbi'''

sen bu aşkı sevdasına ulaştır sevgilerin en güzeliyle cennet aşkıyla rasulün sevgisiyle EYYUP A.S Sabrıyla bizleri sabır sınavına galip gelenlerden eyle ...

BİZ SANA HAMD EDER , YANLIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ . SEN BİZLERE YARDIM EYLE ...

YA RABBİ.....

AMİN AMİN AMENNA VE SADAKNE...

YOLLARIN SONU

Bilir misin hancı,bu güne kadar
Hanından kaç yolcu çıktı bu yola?
Sıladan gurbete giden yolcular
Kaç damla göz yaşı döktü bu yola?

Getirmeden bu yolların sonunu,
Kaç yolcu son durak yaptı hanını?
Kaç yolcu bu yolda verdi canını,
Ecel kaç yolcuyu çekti bu yola?

Akar bir oluktan beş dağın karı,
demişler adına 'hasret pınarı'
Şu mezarı gölgeleyen çınarı
Kimin için kimler dikti bu yola?

Kaç aşık bu yolda zaman eritti,
Kaç yorgun hanında terin kuruttu.
Bu taşlı yol kaç çarığı çürüttü
Kaç topuğun kanı aktı bu yola?

Yollar kıvrım kıvrım,dağlar sıralı,
Düşünürüm,yollar beni yoralı.
Kaç ceylan iniyor böğrü yaralı
Her gecenin seher vakti bu yola?

Ben bilmedim gitti n'olur sen söyle,
Bu yollar kararsız uzar mı böyle?
Yar için iç çekip,karşıki köyde
Hangi göz kaç sene baktı bu yola?..

Sen Gidersen Ben Biterim...

Yaşam; yaşamaksa zamanı,
Zamanları sünger gibi emdim yokluğunda
Göz pınarlarımı emdim
Yetmediği vakitler
Vampir açlığıyla kan emdiğim geceler
Benimdi.. sensizlikler.

Umut pan zehirdi
Sensizliğe ölmelere.
Bekle diyen çığlık nefes verirdi bekle!
Bir astımlı yıldız göklerde
Göz kırpardı fersiz geceye
Gülümserdim sessizliğime.

Bir cenaze vaktiydi günler
Bir ufukta güneş doğar diğerinde ölürdü
Katil akşamdı.
Şafak,
Yarın vuslatına süslenen gelinlerdi
Dün!
Umudun düğünüydü.
Allayıp pulladığım.
Can pazarında yitirdiğimse gün dü
Solardım...
Mevsimsiz solardı sarı güller
Gülleri,mürdümlere boyardım.
Tez elden olmasın gitmeler.

Suçu bilinmez,
Hüküm giymezdi takvimler.
Müebbet sevdalın ben..
İmamelere sabır sayardım
Hücre hücre yanardım..
Sensiz sessiz
Duvarlara ağlarken.

Zehir zemberek tohumlar patlardı
Düşerken üç cemreler
Duyardım kendi sesimi
Bir toprak iniltisinde
İsyanımla,
Gel diye diye
Taşlar yarardım.

Böyle aradım!
Böyle yaşadım!
Sensizlikte bu kadardım.

Bunun için serilirim gelmelere
Kendimi yollar ederim.
Bir söz kalsın kulağında
Yalnızca bu söz,
Sen Gidersen..Ben Biterim
Biterim can biterim.

Nasıl Seviyorum
Kokun hasretimin özlemin ızdırabı gibi sardı.
Tahammülüm de yok seni görmemeye
Ne güzel sevmişim.
Seni gülüşünü,
Bakışını,
Nefes alışın kadar yakın olmayı özlüyorum.
Ya da gözlerine bakmayı özlüyorum.....
Ne güzel seviyorum.

Sırma saçlarını,
Sesini duymayı,
Adımı söylemeni, sevdiğim kadar seviyorum seni
Sana olan amansız sevdayı seviyorum.
Seni özlemeyi seviyorum.
Adını dağa haykıracak kadar,
Sana özenle seçilmiş kelimelerden şiir yazacak kadar seviyorum.
Seni sevmeyi seviyorum.
Elinle yanağımı okşaman kadar
Gözlerine bakarken sevdiğimi görmeni
Ya da söylememi bıkmadan sevdiğimi söyleyecek kadar seviyorum seni.
!!!!
Turnanın hasretlere uçması,
Minik serçe yüreğinin heyecanı
Çocuk kalbinde oyunlar
!!!!!
Sevmekle başlayan umutlar kadar seviyorum seni
Seni seviyorum sevebildiğim kadar.
Özleyebildiğim kadar
Rüyalarımda kalbine dokunmak
Ateşe vermek aşksız günleri
Suya vermek sevgisiz dünü
Aşık olmak gelecek gün gibi
Doğacak güneşi beklemek gibi seviyorum seni.

Bin nefesin alınışı kadar yürekli ve devamlı seviyorum seni.
Seni seviyorum yaşamak adına
Gece uyumak ve güne uyanmak gibi seviyorum.
Seni özlemek ve hasret duymak gibi seviyorum.
Yanında olduğumda duyduğum özlem kadar seviyorum.
Gözlerine vurulduğum ölmeyi istediğim kadar çok seviyorum ...BİR TANEM ÇOOOOK !!!

AÇIK DİLEKÇE

Görmediğim bir bambaşka durum var
Sizin şehrin kızlarında savcı bey
Yaklaşanı ta yürekten vururlar
Kan kokuyor gözlerinde savcı bey

Gayeleri gönül kırmak dal gibi
Bakışları çifte favül bal gibi
Ülkeler fethetmiş bir kral gibi
Gurur dolu pozlarında savcı bey

Kaş yaparken, göz çıkarır elleri;
Çok silahtan tesirlidir dilleri
Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri
Poyraz eser yüzlerinde savcı bey

Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz
İlk görüşte avladılar habersiz
Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz
Kebap oldum közlerinde savcı bey

Bölüştüler gönlüm ile aklımı
Davacıyım, ara benim hakkımı...
Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı?
Yorulmayım izlerinde savcı bey.


Abdurrahim KARAKOÇ |

SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM


Binmediğim hiç bir otobüs
Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde
Gittikçe azalıyor hayat
Neyi erken yaşadıysam
Hep ona geç kalıyorum
Sana göçüyorum her sonbahar
Yolların çıkmıyor aşkıma
Unuttuğun yağmurların adı saklımda
Seni içimden terk ediyorum

Susmaktan yoruldum
Kuşlar ve şarkılar,
bu şehri terk edeli
Efkar demliyorum gözlerimde
yaşlarımı,
yanağıma varmadan öldürüyorum
Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM

Ne unutacak kadar nefret ettim
Ne hatırlayacak kadar iz kaldı
Yıkık bir duvar kadar bile
Pişman değilsin biliyorum
Beni hep bulmamak için aradın
Yanıldığımdın
Yangınımdın
Yangındın

Sensizliğe yenilmek
Sana yenilmekten zor olsada
Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak
Sakladığın sırlarında kalsada,Anlamadığımı sansanda
sen öyle bilesin,boş ver.
Ama!!! üzülsemde ihanetine
Seni yanlış tanıdığıma şaşıyor...
Seni içimden terk ediyorum

Şimdi
İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan
İki yarım kaldık
Tamamlayamadık bizi
Elinden tutamadık yanlızlığımın
Saçlarımıda uzaklarına gömdün

İçimin mavisi senin okyanusundandı
Al! geri veriyorum.
Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
Sana bensizliği terkediyorum

"Yarime uzanmayan bütün dallar kırık" demiştin
Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

Yağmur olup yağmalar !
güneş olup doğmalar !

Ne tuaf değil mi?
İçimi acıtanda sendin
Acımı dindirecek olanda.
"Ya öldür beni"dedim
Ya da ğit benden.
İçi bulanık bir sevdanın ucunda
Seni kaybettim.
Aldırmadın aldırmalarıma
Bir gecede yakıp yarini
Şafaklara sattın ihanetini
Küllerime basanlar bile utandı yaptığından
İşte soluk bir ömrün son nefesi
Benden
İçimden
Terkediyorum.

Editör admin : yusufcuktan seçmeler

GÖNÜL GÜLMEZ SEVDALIM !!!

Gönül bir ağaca benzer sevdalım
Ne zamanlar açar hiç belli olmaz
Gel bu gönlü aşk ile sulayalım
Aşk ile büyürse ömürce solmaz

Pempe pembe çiçekler açar bazen
Yaprak döker hazana döner hemen
Her zaman gideni aratır gelen
Ki her gönül sunulan aşkı almaz

Biter en bayır kötü topraklarda
Bazen kara olur temiz aklarda
Bazen bulur kendini uzaklarda
Mutluluğu bir bulursa bir bulmaz

Onu bir bulduysak yitirmeyelim
Nemi gözümüzde biriktirmeyelim
Ömürü sevdasız bitirmeyelim
Gönül onsuz bir saat bile gülmez.

Giden her an geri gelmez
Gönül ferman dahi dinlemez
Bu can sevdamsız asla olmaz
Eller kadr kıymet inan ki b i l m e z ?

BENİ DE ÇAĞIR
Çileyi koklayıp gül niyetine
Zindana girersen beni de çağır
Sabrı, kanaati bal niyetine
Ekmeğe dürersen beni de çağır.

Bazen iki dünya sığar içime
Bazen iki güneş doğar içime
Bazen gam yağmuru yağar içime
Sen sevgi ararsan beni de çağır.

Dostların var ise divanelerden
Gözyaşın aktıysa minarelerden
Binlerce senelik viranelerden
Birşeyler sorarsan beni de çağır.

Ezelin ezelden öncesi vardı
Yine sonsuzluktur sonsuzun ardı
Zaman yumağına bizi kim sardı
Aklını yorarsan beni de çağır.

Dışarda göz yanar, içerde yürek
Taahhüt ehline tahammül gerek
Mazlum yarasına merhem diyerek
Gözyaşı sürersen beni de çağır.
Abdurrahim Karakoç

SEN VARSIN ORDA


Aşkımın temeli sen bir alemsin
Sevgi muhabbetsin dilde kelamsın
Merhabasın dosttan gelen selamsın
Duyarak alırım sen varsın orda

Saklarım gözümde güzelliğini
Her neye bakarsam sen varsın orda
Kalbimde gizlerim muhabbetini
Koymam yabancıyı sen varsın orda

Çeşitli çiçekler yeşil yapraklar
Renklerin içinde nakşını saklar
Karanlık geceler aydın şafaklar
Uyanır cümlâlem sen varsın orda

Mevcudiyette olan kudreti kuvvet
Senden hasıl oldu sen verdin hayat
Yoktur senden başka ilânihayet
İnanıp kanmışım sen varsın orda

Hu çeker iniler çalınan sazlar
Kükremiş dalgalar coşar denizler
Güneş doğar perdelenir yıldızlar
Saçar kıvılcımlar sen varsın orda:

aşık VEYSEL 'den seçmeler

BİZİMDİR



Gelecek çağların sesiyle dolu

Bir kere kurduk ki; O ses bizimdir

Sevgi pınarından tat tas su aldık

Hayratça dağılan kısas bizimdir



Aşkı türkülerle sesleyen biziz

Ergen memelerle besleyen biziz

Dünyayı sanatla süsleyen biziz

Tarihte ilk temel esas bizimdir.



Kutlu savaşlara açık bağrımız

Gök kubbeye ter döktürün ağrımız

Yere düşmüş bir sevgidir çağrımız

Nerde çağlıyorsa o ses, bizimdir.



Gerçeği çarmıha geren beyinler

Gün gelir tapumuzu meyenler

Bitsin artık perendeler ayenler

Kuşlar gitse bile kafes bizimdir.



Göz nurunun dil döktüğü oyada

Uyumadan gördüğümüz rüyada

Gökateşin ses verdiği duada

Kamış bize borçlu nefes bizimdir







BEN DOĞULUYUM

Ben doğuluyum

Eteği dumanlı, başı dumanlı

Dağlarda doğmuşum

Dağ çocuğuyum.

Ben elleri toprak kokan bir babanın

Ve topraktan koparılmış

Canlı bir kaya gibi

Burcu burcu vatan kokan bir ananın oğluyum





Ben doğuluyum

Sen buğday benizli, mert delikanlım

Arslanım ümidim, yiğidim, her şeyim

Sen doğlu musun hemşehrim

Gel alnından öpeyim





Sen Erzurumlu’sun, Dadaşsın belli

Duruşun çekilmiş bir hançer kadar güzel

Sen bar başlayan da, davul vuranda

Zurnalar çalanda gel.





Sen Karslı’sın Balam, sen sınır taşı

Sen Türkmen çocuğu, benim sağ elim

Gel seninle Kars’dan ve Ardahan’dan

Türküler söyleyelim

Sendendir Bayburt’lum içimdeki hız

Sendendir ufkumda parlayan yıldız

Yağız atlar üstünde seninle yeni baştan

Destanlar yazacağız





Kurtar beni Sivas’lım, gel tut elimden

Tiyanşan, kadırgan ve ufuklarından

Getirdiğim halı gibi nakışlı türlülerle

Çektiğim güzelim halaylara can kurban





Sen Van’lısın hemşehrim halinden belli

Gözlerinde pırıl pırıl ışıklar

Sen Van’lısın hemşehrim

Kara kaşından

Kaytan bıyığına kadar .

Gönderen : Ferhat ASLAN

Sitemizden sinenize ; Editörden hepinize ,
TÜRKÜLER

Dadaş sitesinden şiirler :
Görmek içinburayı enterleyin.

Bizi aldatanlar bizden değildir.!!!!!

Hadisi ŞERİF...

La havle vela kuvveta illa billah

( güç kuvvet ve kudret sahibi yanlızca ALLAH'tır )

Site editörü:

gsm : 0 535 96845 79

iş: 0262 642 04 30 dahili ( 222 ) veya ( 159 , 213 )

NEFES

Dağın uykusuna, kuşun gözüne,
Sabahın sesine, taşıdım seni.
Keremin yaralı, ince dizine,
Irmağın yasına taşıdım seni.

Canın içinden, canımı duyan,
Canımın içine taşıdım seni.
Elma kabuğunda, nar tanesinde,
Gizlenen mermere taşıdım seni.

Gecenin ördüğü, gün kafesinde,
Dolaşan kedere taşıdım seni.
Canın içinden, canımı duyan,
Canımın içine taşıdım seni.

Arının yazına, kışın otuna,
Yaprağın güzüne taşıdım seni.

Yürekten yüreğe mekik dokuyan,
Sevginin göçüne taşıdım seni.
Canın içinden, canımı duyan,
Canımın içine taşıdım seni