|
KİM KİME BAKAR
Bir bahçe ekersiniz sebze meyve dikersiniz.Onları besler ve sularsınız,Büyütür ihtiyaç ölçüsünde kullanırsınız.Artan mahsulünüzü satar paraya çevirirsiniz.
Buraya kadarı çok güzel değilmi ?
asıl soru şu ?
Kim kime bakar.?
cevabını çeşitli teferuatlar da ararsınız.Bir çok seçenek bulurrsunuz.
Asıl seçenek önemli cevap insanoğlunun en son aklına gelir.
Huzurlu mutlu günde çoğu insan onu hiçde hatırlamaz.Başı sıkıntıya düşünce anar evet anar...
ALLAH der Değilmi ? Muhteremler
Değilmi ? Aziz dostlarım.
Değilmi ? Gönül DAŞLARIM.
Biz kimiz ki enimiz boyumuz nedir ki zulcelal hazretlerinin ol demediğini inşa edelim.
Hakkın ol dediği işler de hayır vardır.Şeytanın veya nefsin arzu ve hevesinde asla hayır olmaz .Hayır ummak insanın kendisini kandırmasından başka birşey değildir.Çünkü bu açık bir safsatalıktır.
Değerli dostlar şan ve şerefle hayatı idame etmek ; ER Kişinin işidir.
Alçaklık ,abese iştikal eden tüm davranışlar ise HER Kişinin işidir.
O zaman bizi diğerlerinden ayıran en güzel örnek : HAKKIN Yanında yer almaktır.YALANI TERK ETMEKTİR.
ROL Yapmamaktır.bir atasözünde zikredildiği gibi:
Ya olduğun gibi görün ; yada göründüğün gibi ol. (özün sözüne uymuyor dostum )Hiç bir şeyi biz yapmıyoruz onu yaptıran ,ona yön veren, güldüren,ağlatan kim olduğunu iyi kavrarsak sorun kökten çözülecektir.
En kalbi duygularla sizleri yüce ALLAH 'a EMANET EDİYORUM.
ZÜMRÜT KÖYÜ WEB SİTESİ
Yazar :ADMİN
ŞENKAYA VE KÖYÜMÜZE HAS KELİMELER
DADAŞ KELİMESİNİN ANLAMI
Dadaş kelimesi değişik anlam ve şekillerde yorumlanmıştır. Kimine göre; mert, cesur, özü sözü doğru zalimin karşısında, mazlumun yanında olan merhametli, yiğit biridir. Kimilerine göre; erkek kardeş, ağabeyi, cesur, yiğit, tüm erdemleri kendisinde toplamış mükemmel bir insandır. "Aynı zamanda 'numune-yi misal' bir Erzurumludur. Bazılarına göre de. bar tutan, at binen, cirit atan. kabadayı, tığ gibi bir delikanlıdır."
Erzurum, dadaş ve bar bir biriyle yoğrulmuş tek sözcük gibidir. Bu sözcüklerden biri kullanıldığında hemen diğerleri hatıra gelir.
Erzurumlu, sert granite dantel dantel, duygu duygu incelik veren zevk, heyecan, inanç ve benzeri faktörlerin tezgâhında biçimlenerek farkında olmadan 'dadaş' olmuştur.
Dadaşlık, öyle rastgele kazanılmış bir sanat veya meslek değil, bazı müstesna şahsiyetlerde görülen; "efendilik" gibi fıtrî (doğmatik) bir ruh asaletidir. Bu düşünceden baktığımızda tarihî bir misyona sahip olan dadaş, "Zaman zaman serhat boylarının bekçisi, âcizin. yoksulun, kimsesizin hamisi, eli ve sofrası açık mert bir köylü, bir esnaf, camilerimizin imanlı, toksözlü. nur yüzlü vaizi, siyasî hayatın medeni cesaretini nefsinde toplamış cesur bir hatip, yiğit bir kumandan, vazifesini namus bilen bir memur, bir öğretmen ... kendisini ailesine ve çocuklarına vakvetmiş Erzurumlu bir ana veya babadır."
Dadaş, aile içinde ve dışında herkesin saygınlığını kazanmış, her konuda kendine güven duyulan, sofrası eşe - dosta yoksula düşküne açık, İyi bir aile reisidir.
Abov : Korku İle karışık hayret bildirir
Ahan : İşte, şu
Akabuka : Alafranga, (Mini şivesini değiştirme heveslisi)
Anbağahan : İşte Burda
Ander : Münasebetsiz
Angıt : Vurdumduymaz
Anorli : Kibirli gururuna düşkün
Aşnafişna : Kur yapma, cilve yapma, oynaşma
Ayınoyun : Düzensiz, tatsız tuzsuz
Avel : Bunak, beceriksiz
Babuş : Ördek
Bahtavar : Mutlu, mesut bahtiyar
Bayahıt : Demin, biraz önce
Beleş : Bedava, karşılıksız
Belevürt : Tahmin, mukayese
Bıdılanmak : Kendi kendine konuşmak
Bıldır : Geçen güz
Bilibili : Kazları ve ördekleri çağırırken söylenir
Bir oki : Allah'tan ki şu var ki
Bocuzlamak : Küsmek
Böğürme : Hayvanların bağırması
Bunculah : Bu kadar
Cıscıvlak : Çırılçıplak
Cellobello : Ayak takımı, sıradan kimseler
Cencir : Çok çelimsiz, sıska çocuk
Cemre : Cereme, riziko
Cıbıl : Az giyinmiş, çıplak fukara
Cico : En güzel en iyisi
Çıfıt : Kötü kalpli, kuşkulu
Çığız : Oyunbozan
Cırboğa : Yaramaz, huysuz küçük çocuk
Cılh : Bozulmuş yumurta
Cıncıklamak :Çimdikler gibi tırmalamak
Cırbağa : Ufak tefek, küçük
Cırnah : Tırnak
Cıvıh : Sulu
Cincevat : Zeki fakat güvenilmez
Dadah : Çocuk Maması
Dardük : Daracık Elbise
Day Durmak : Bebeğin Ayakta Durabilmesi
Dazlamak : İnce Eleyip Sık Dokumak
Debertmek : Kurcalamak Ortaya Çıkarmak
Deh : At ve Eşeği Yürütmek İçin Söylenir
Densiz : Saygısız Münasebetsiz
Dıbız : Tüysüz, Kel, Dazlak Kafa
Dıllo : Külhabeyi Serseri
Dımbıltı : Davul, Def, Darbuka gibi vurgulu çalgılar
Dınaz : Alaya Alma
Dındıklama : Çok Ağır İş Yapma
Dıngıl Mıngıl : Karma Karışık
Dıngılım Usul : Yerine Oturmamış Oynak
Dıravanci : Aç Gözlü, Dilenci Yaradılışlı
Dırçik Atmak : Hoplaya Zıplaya Yürümek
Dırlamak : Gereksiz Yere Konuşmak
Dıreş : Uzun Boylu
Dızdığın Dızdığı : Birkaç Uzak Göbekten Akraba
Dızdız : Çok Ağlayan Çocuk
Diya : İşte Şurada
Dummak : Suya Dalmak
Dümsük : Yumruk
Ecik-Ecük : Kasık
Efilefil : Rüzgarın Serin Serin Esmesi
Eke : Çok Bilmiş
Elebele : Şöyle Böyle
Endek Döndek : Evirip Çevirmek
Eycemen : İyice Esaslı Biçimde
Farfara : Saf, Çocuk Yaratılışlı
Fanmaz : Uslanmaz
Fenikmek : Telaşlanmak
Fesat : Karıştırıcı
Fıhfıhlamak : Kaynamak
Fıldır Fıldır : Gözleri Kırpmadan Dikkatli Dikkatli Bakmak
Fırt : Yudum
Fıs : Boş
Fıstik : Tekme Atma
Fiddoz : Alımlı Çalımlı
Fingirdemek : Oynamak
Fit : Ödeşmek
Fitlemek : Karıştırmak
Fitleşmek : Anlaşmak
Fitne : Karıştırıcı, Fesat
Gak Kulak : İri Kulak
Gamo : Kibirli, Gururlu, Kendini Beğenmiş
Gıdırgıdır : Çekememek, Hazmedememek
Gıdıl : Kısa Boylu
Gıjgırdamak : Bir Şeye Yeltenmek
Gıncıltmak : İncitmek
Gındıllamak : Yuvarlanmak
Gında Dönmek : Takla Atmak
Gırgıt : Cimri
Gorbagor : Azap Görmeye Layık Ölü
Gucur : Cüce
Gudik : Köpek Yavrusu
Gulluk : Karakol, Polis Kulübesi
Guzzikli : Kamburu Olan
Haman : Hemen
Henek : Şaka
Hıllık : Çoban Köpeği
Hınik : Genizden Konuşan, Burnundan Konuşan
Hınk Mınk Etmek : Şaşkınlıktan Dili Dolaşmak
Hırlı : Doğru Güvenilir Yaramaz
Hışır : Çok Yorgun
Hışırık : Ufak Dolu Tanesi
Horata : Dedikodu
Hotulamak : Çekememek, Çekiştirmek
Hoyrat : Sevimsiz
Hudik : Tedirginlik
Kafter : Sevimsiz İhtiyar
Kakart : Kümes Hayvanları veya Kuşların Burnu
Kalik : Eskimiş Ayakkabı
Karakura : Kabus
Karmançorman : Birbirine Karışma
Katakolli : Yağcılık Yapma
Kelek : Güvenilir Olmayan
Kunkul : Tavuğun Tepeliği
Kırtik : Parça
Kelloş : Dazlak
Kıtmır : Kısa Burunlu
Kokor : Çocukları Korkutmak İçin Kullanılan Korkuluk
Lazot : Mısır
Lılığ : Rafadan Yumurta
Lıvır : Geveze
Loloz : Havada Aç
Loşo : İri Dudaklı
Malamat : Rezil
Mangıldamak : Ses Çıkarmak
meymene : Gayet Soğukkanlı
Mıllıhci : Yüze Gülen
Mırlamak : Dırıltı Etmek Gevezelik Etmek
Nanaher : İriyarı
Nemkor : Nankör
Nıhız : Cimri
Oho : Sığırları Durdurmak İçin Kullanılan Ses
Oşo : Köpek
Odovs : Mandaları Durdurmak İçin Kullanılan Ses
Öbelek : Yüksek Yer
Pahıl : Kıskanç
Paton : Biçimsiz, İrice
Payhırmak : Yüzüne Karşı Bağırmak
Perikmek : Alıştığı Yere Yabancı Olmak
Pılıpırtı : Çul, Çaput Eski Eşya
Pırh Etmek : Aniden Gülmek
Pısılamak : Fısıldaşmak
Portlak : Dışarıya Fırlamış, Çıkık
Salahan : Başıboş
Seme : Aptal Saf
Sevo : Aptal Gerizekalı
Soyha : İşe Yaramaz
Sölpuk : Uyuşuk
Suhra : Angarya
Tanko : Sosyetik
Tavtav : Kılıktan Kılığa Giren
Teh : Atı Yürütmek İçin Söylenir
Teheze : Eski
Tikkoz : Süslü Püslü Sükseli
Tıstımbıl : Karnı Doymuş
Ubanma : Çabalama
Ütük : Çok Çabuk Üşüyen
Vesvese : Evhamlı Kuruntulu
Vıcırgan : Kokan
Vıdı Vıdı : Aralıksız Konuşan
Vih : Vuy Anam
Vığır Vığır : Kesilmeden Ağlayan Bebek
Vırt Etmek : Bir Sözü Ağzına Sakız Etmek
Vırışıh : Görgüsüz
Yello : Hafif Meşref, Kendini Taşıyamayan
Yelloz : Züğürt, Fakir, Kimsesiz
Yangır Yungur : Abuk Sabuk
Zehlenmek : Alay Etmek
Zıbarmak : Saygısızca Yatıp Uyumak
Zımbıtı : Çeşitli Çalgıların Bir Arada Çıkardığı Sesler
Zırzımbık : Bir Cismin Önemsiz Parçası
Zotlama : Bilemek
MANİLER
Maniler, halkın sözlü anlatım geleneğinde yaşayarak nesilden nesile, ağızdan agıza dolaşıp günümüze kadar ulaşmış anonim edebiyat ürünleridir. Bunların en belirgin özellikleri anonim oluşlarıdır. "îlk söyleyeni bilinmez. Ağızdan agıza ve nesilden nesile geçerken daha da zenginleşerek sanat değeri artar. Maniyi öbür şiir biçimlerinden ayıran başlıca nitelik uyak düzenidir. Manilerin dizeleri çoğu kez; aaba şeklindedir. Dört dizelik her mani bağımsız bir bütündür. Bazı Erzurum manileri örnek olarak verirsek:
Pınar başı pıhrah, O yar gelsin oturag, Bir sen söyle bir de ben, Bu sevdadan gurtulah.
Ağlarım çağlar gibi, Derdim var çağlar gibi, Ciğerden yaralıyam, Gülerim çağlar gibi, Her gelen bir gül ister, Sahipsiz bağlar gibi.
Madem çoban değilsin Ardındaki sürü ne
Ben bir körpe kuzuyum Al kat beni sürüne
Beni böyle yandıran Sürüm sürüm sürüne
Ağ terliğim biçtiğim Leğenden su içtiğim Yûzbin igit İçinde Eliminnen seçtiğim
Ahşam aralar beni Fitil yaralar beni Varsada girsem Döşek paralar benl
Alma attım deriye Giz çıhdi penceriye Giz Allah'ın seversen Al beni İçeriye
Arasa attım testi Aras bulandı geçti Emim oğli Muhammet Benim de vahdim geçti
Ben bir yiğit dadaşım, Onsekiz gibi yaşım Sevmekte haksızmiyam Söyle be gardaşım
Bizim gelin asildir. Aklı fasıl fasıldır Gah it olur, gah İnsan Bilinen aslı nasıldır.
Bu dağlar olmasaydı Çiçeği solmasaydı Ölüm Allah'ın emi't Ayrılık olmasaydı
Çorabın ayağan tah , Destele bağına bah, Her ben aklına gelende Erzurum dağına bah
Dadas dadaş hoş dadaş, Başımda dalga dadaş Eller gelmiş ğötürir Kapıları bas dadaş
Erzurum eğmeleri Beğenmem değmeleri Yarim bir mintan giymiş Ben alim düğmeleri
Erzurum geceleri Giz bağlar peçeleri O gaş o göz sende var Öldürür neçeleri
Ezem gizi senmisen. Hıyar soyim yer misen Yadlar gelmiş götûrir Sen bene gıyar mısan
Fırın üstîınde fırın Ağalar geri durun O yar hurdan geçince Altın İskemle kurun
Fırın üstünde kürek Yine ah çekti yürek Her derde dayanırdın Buna da dayan yürek
Gara goyun meleme Sesin gider âleme Goyun seni keserem Guzum deyip meleme
hakan ACUR
_________________________________________________________________
Gelmedi
Nazlı yare canım kurban dedim de
Çevirdi arkasın sustu gelmedi
Emrah gibi yol gözettim bir zaman
Gitti Selvi gibi küstü gelmedi
Ne vefa dünyanın bir akçesinde
Bir mendil bir bıçak yar bohçasında
Leyla al yeşilli gül bahçesinde
Mecnun dağbaşında esti gelmedi
Aşık ne kalmışsın aşkın hayında
Nicesi kavruldu sevda yayında
Şirin al giyerek zevk sarayında
Ferhat kafasını ezdi gelmedi
Mevlüt İhsani’yim aşkın harabı
Beni sarhoş etti dostun şarabı
Nesimi Mansuri Mühyet Arabi
Düşmanı gül attı dostu gelmedi
Sonra
Ne hastayım ne ölüyüm ne sağım
Sevda hançerini vurduktan sonra
Ne bahçeyim ne bostanım ne bağım
Felek dal budağım kırdıktan sonra
Vurma hançerini akmasın kanım
Asla ey olur mu sevda çıbanım
Yar gelsin üstüme çıkmadan canım
Gelmesin mezara girdikten sonra
Mevlüt İhsani’yi düşürdün yasa
Geceli gündüzlü bitmedi tasa
Demir çarık giyin demirden asa
Arasın sevdiğim öldükten sonra
Sevdiğim
Aşkın pervanesi döner serimde
Döndükçe od verir cana sevdiğim
Sevdan yüreğimde Kafdağı gibi
Deprenmiyor hiçbir yana sevdiğim
Ben senin derdinden oldum derbeder
Ne dizimde takat kaldı ne de fer
Gözlerin aşk oku kirpiğin hançer
Sevdan hedef tutmuş bana sevdiğim
Vurma aşk süngüsü akar al kanım
Ah u feryat ile çıkmaz mı canım
Ateşim yanıyor yoktur dumanım
Dolanırım yana yana sevdiğim
Yığılsa sarraflar bilmez kıymetin
Mağripten maşruka söylenir adın
Dostu bulmak kolay dost olmak çetin
Merhamet et şu İhsan’a sevdiğim
Üzgünüm
Gidenleri eyleyemez
Yollar üzgün ben üzgünüm
Dertlerini söyleyemez
Diller üzgün ben üzgünüm
Cahil olan söze kanmaz
Yüz yaşar yine uyanmaz
Uçtu sunam geri dönmez
Göller üzgün ben üzgünüm
Kumaş seçtim çıktı parça
Ne kol çıktı ne de paça
Bağrım gibi parça parça
Şallar üzgün ben üzgünüm
Bunca gelen yiğit n’oldu
Kaderin dediği oldu
Bülbül uçtu gül de soldu
Güller üzgün ben üzgünüm
Mevlüt İhsan kara yazım
Yok kadere itirazım
Kara kılıf kara sazım
Teller üzgün ben üzgünüm
Yar
Ağlaya ağlaya geldim yanına
Akan gözyaşımı silemedin yar
Zalimlik düşer mi senin şanına
Açtın da yaramı bilemedin yar
Ben seni severdim sen de yad eli
Seni de götürdü sevdanın seli
Gönül kemanına zülfünden teli
Çektin düzen ettin çalamadın yar
Ben sana yaklaştım sen benden kaçtın
Tazgın ceylan gibi dağlardan aştın
Coşkun nehir gibi köpürdün taştın
Gönül bahçesini sulamadın yar
Mevlüt İhsani’yi yaktın arada
Ben burda gamlıyım sen de orada
Aşık olan eremezmiş murada
Sen de muradını alamadın yar
Gitti
Yıllarım boyunca çektiğim hasret
Bir damla gözyaşı oldu da gitti
Ne güldü yüzüme ne kesti müddet
Açmadan çiçeğim soldu da gitti
Uzun gecelerim bahtsız sabahlar
İnledim sızladım çok çektim ahlar
Dizilse bir yana bahtı siyahlar
Dünya yetmiş kere doldu da gitti
Mevlüt İhsani’nin her neşesini
Sevda güç bağladı kelepçesini
Gönül zambağını menekşesini
Felek deste deste yoldu da gitti
Usandım
Gözyaşım mürekkep mızrabım kalem
Yara mektup yaza yaza usandım
Gönül postasında hayale selam
Dertlerimi çöze çöze usandım
Saatte bir engel çıkar karşıma
İster derdi taşı ister taşıma
Nice gün oldu ki yalnız başıma
Gurbet eli geze geze usandım
Nice dertler gördüm hak kullarında
Yatıp uyumamış yar kollarında
Sevda ocağında aşk yollarında
Küller gibi toza toza usandım
Solacaksan yeşil gibi al gibi
Mevlüt İhsan çiçeği yok dal gibi
Şaşırdım dalgada bir sandal gibi
Kürek çekip yüze yüze usandım
Bana
Yanaktan şeftali dudaktan buse
Sevdiğim ikramın az gelir bana
Açsam kollarımı sarsam boynuna
Bütün kış ayları yaz gelir bana
İnan şu sözüme ey şems ü mahım
Buluta dayandı feryadım ahım
Yıllardır çekerim nedir günahım
Bütün ahbaplardan söz gelir bana
Dün gece rüyayı ben gördüm yordur
Banan inanmazsan birine sordur
Ayrılık mı acı ölüm mü zordur
Sağlıkta bu acı köz gelir bana
Yaradan her zaman sevdiği kulla
Gönül postasında mektubun yolla
Dudağında ıslat elinle pulla
Göz açıp yummadın tez gelir bana
Dert ile gam ile bir aradayım
Nerde aşık varsa ben oradayım
Üç beşli bir iki numaradayım
Mevlüt İhsani de düz gelir bana
Döne Döne
Haftalar devrolur yıllar devrolur
Çevrilir bu dünya boş döne döne
Dünya bir han yeri her gelen gider
İnsan döne döne kuş döne döne
Herkesin emanet vardır hanesi
Dünya emanettir toprak anası
Hayat bir değirmen insan danesi
Herkesi öğütür taş döne döne
Sayısı bilinmez devreden çağlar
Çiçekli ovalar dumanlı dağlar
Topraklar güldükçe insanlar ağlar
Akar gözlerinden yaş döne döne
Sen Mevlüt İhsan’a bak neler vardır
İnsanın çektiği feryattır zardır
Sevinme bahara sonrası kardır
Gelir insanlara kış döne döne
Cesaret insanı ZAFERE ;
Kararsızlık TEHLİKEYE ;
Korkaklık ÖLÜME GÖTÜRÜR.....
SÖYLEMLER VE EYLEMLER...
Kişi arkadaşının dini üzeredir...
Eğer arkadaşınız iyi bir müsbet hayat yaşıyorsa , sizde onun gibi Namaz a ve kuran 'a göre hayatınızı idame edersiniz...
Rasulullahın sünnetine uyarsınız ...
Hele hatun kişi iseniz : İşin boyutu daha da değişir...
Özentiyi ALLAH Şiddetle reddediyor...
Müslüman kadın için örtünün ayeti nazil olmuş ve hayat hakkı olarak tüm engeller kalkmıştır ...
ÖRTÜNÜN .!!!!!
Sadece muhtelif yerlerinizi değil bir meyve misali örtünün...
Müslüman kadının pantolon giymesi ( kesin hükümle ) Haram kılınmıştır...
Saçınızın bir telini göstermenize ruhsat vermeyen islam Mahrem ve namahrem olayına bir vurgu yapmaktadır...
İslam evlenme şartı olarak üç başlıkta öneride bulunmuş , sizin için en hayırlısı ise aşağıda sıralıcağımız gibi açıklanmıştır...
1. Bir kadın malı için alınır...
2. Güzelliği için alınır...
3. İnancı için alınır...
sizin için en hayırlısı ise inancı üzere olanı almaktır...
Muteremler : Karar verirken bu şartlara haiz karar verilmelidir.
Herkes yaşantısına göre eş ve arkadaş seçmektedir...
bunlar bir müddet devam etsede sonu hüsranla biten hadiseler cereyan etmektedir...
Her şey karar vermeden gözden geçirilmeli , ( son pişmanlıklar fayda vermediği gibi zarar verebileceği iyi düşünülmelidir. )
İyi değerlendirilmelidir...
Eğer sizde bir hastalık baki ise , aynı halde bir insana göstereceğiniz musahama aynı olucaktır...
Çünkü siz yaptığınız birşey için bir başkasına vazu nasihat etmeniz sadece safsatalıktan başka birşey olmaz...
Nefsinizi ve neslinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun...
Sır misallerinede bir nebze deyinmekte fayda mülahaza ediyorum...
Söyleme sırrını dostuna , oda gider söyler dostuna.
BU GİBİ AYRINTILAR VE İNCELİKLER ÇOK ÖNEMLİDİR...
gülmek ve adabı:
Gülerken kahkaha ile gülmek şeytandandır , gülmek bu şekilde tenkit edilmişsede ; Ağlayın da denmemiştir...
Ama bir Hadis' i ŞERİF TE ALLAH!IN Rasulu şöyle nakleder...
Siz benim bildiklerimi bilseydiniz... az güler çok ağlardınız...
Kaldı ki Rasulullah asla kahkaha ile gülmemiştir...
TEBESSÜM ETMİŞTİR...
Muterem doslarımız hayatımızı bu şekilde sadece kısacık birkaç hadis ve ayetle açıklamaya çalıştık ,
Bu ölçüler baz alınırsa yetersiz gelip ihtiyaç duyulursa bu konudaki desteğimiz devam edecktir...
sizleri huzuru islamı yaşmaya yaşatmaya , yaşatıcak kullar olmaya haiz insan olmanızı yüce ALLAH 'Tan niyaz eder ...
MİRAC Kandilinizi tebrik ederim...
Site : EDİTÖRÜ
Çoşkun suyun akmasına ; Dere yoksa neye yarar.!!!!!
Yeşil güzel bahçelerde ; Meyve yoksa neye yarar.!!!!!
Yaşayan insanlık aleminde ; İlim yoksa neye yarar.!!!!!
Hasta olan gönüllere ; Çare yoksa neye yarar.!!!!!
Can bedende ; sevgi kalpte ; kavuşmazsa neye yarar.!!!!!
Yön kıbleye , Baş secdeye , El Duaya açılmazsa neye yarar.....
İnsan inanandır, bilendir ,hissedendir ,görendir,okuyandır ,yazandır,tehlikeyi sezendir.vel hasıl doğruları görendir...
asla ama asla vefasız , insafsız , vicdansız olmamalıdır.
OLUNMAMALIDIR.!!!
Aşkı erdem sendedir
Her şey sendedir ey insan oğlu sende.
Daha ne ararsınki sen başka yerde..
Yoksa gönülde ihlas denen bir zerre,
Ne gül biter,ne bülbül öter seherde...
Bülbül cebreyler ise gülün nazına,
Dünya boştur gayri boş onun gözüne..
Kişi özünü yansıtırsa sözüne,
İkrarı elek tuta eğrisi düzüne...
Seherde sahrada yaf,yaf dövünen,
Aşık odurki,aşk babına bürünen..
Arif olmaz her takka ile görünen.
Kamil odurki,gudretten sürmelenen...
Dikenli yollarda aşkın sahrasında,
Hay dönmedinse sen, gönül sahrasında.
Girmeyince cenge,Nefis emare saf'nda,
Er olamazsın dervişler sofrasında...
Evliyalar sultanı o gönül üstadı.
Bunca müridlerin arzusu muradı,
Yemende Veys adında bir garip vardı.
Meşayih tacın hırkasın ona yolladı.
DOSTA DOĞRU
İçimde uzayan her yol
Çıkar gider dosta doğru
Menekşe, nergis, ıtır, gül
Kokar gider dosta doğru
Zamanım yoğrulur gamla
Birleşir sabah akşamla
Ilık kanım damla damla
Akar gider dosta doğru
Gel bende gör, sen gel beni
Durduramaz engel beni
Görmediğim bir el beni
Çeker gider dosta doğru
Beynim fırın, bağrım tandır
Yanarım hayli zamandır
Sevgim bir yavru ceylandır
Çeker gider dosta doğru
Ne saklarım ne gizlerim
Yalnızca onu özlerim
Tabutta bile gozlerim
Bakar gider dosta doğru
Abdurrahim Karakoç
GELİRKEN BİRAZ ERZURUM GETİR
Gelirken biraz Erzurum getir
Sarı şiltesine bürünsün soğuk
Kerpiç birbinanın penceresinden
Biraz hasret biraz soluk
Mavi beyaz öyküler aksın
Gelirken biraz Erzurum getir
Dabakhaneden oluk oluk
Gelirken biraz erzurum getir
Biraz espiri kat naim hocadan
Kara fatmadan hatun bacıdan
Kuşluktan ikindiden geceden
Horasandan ispirden ılıcadan
Başı dik anlı açık kıvransa da acıdan
Gelirken biraz Erzurum getir
Göç göç olsun göçler yola dizilsin
Huma kuşu yükseklerden seslensin
Mor tarlalar kar suyundan beslensin
Palandöken dolunaya yaslansın
Palandöken sevdasıyla ıslansın
Gelirken biraz Erzurum getir
göğermiş civil peynir hüzünden
kayak mevsiminden kar denizinden
şöyle adam gibi özünden
verildi mi dönülmeyen sözünden
tandır sıcağından mangal közünden
gözlerinde sarı tütün izinden
getir işte bizi bizden
gelirken biraz Erzurum getir
ister yazı getir istersen kışı
cağ kebabı su böreği ayran aşı
tesbih getir oltu taşı
dadaşı Mükerrem Kemertaş’ı
gavurboğan havuzbaşı
istersen birazda göz yaşı getir.
gelirken biraz erzurum getir
çoğu orda kalsın azını getir
çifte minareden ezanı
sobada kaynayan kazanı getir
buz kaymasını kar ayazını
Arifin inleyen sazını getir
İster serin olsun isterse yaksın
bir türlü gelmeyen yazını getir
gelirken biraz erzurum getir
heybene akşamın serinliğini koy
sıra dağlarını boy boy
ne bey ne ağa ne soy
kasaba kasaba köy köy
kahvede geçmişin yarenliğini
Bilge sohbetlerin derinliğini
Uzun gecelerin karanlığını
Yağmuru tipiyi boranı getir
Gelirken biraz Erzurum getir
Caddeden aşağı inince hani
Gürcü kapı mumcu palıt meydanı
Biraz biraz getir azıcık yani
Birazcık Reyhani biraz Sümmani
Dağlar arasından ummanı getir
Gelirken biraz Erzurum getir
İnişi olmayan kaleyi getir
Tortumdan şelaleyi
Horasanı Tekmanı Aşkaleyi
Hınısı Oluru Hasankaleyi
Davulu zurnayı barı halayı
Velhasıl toplada sılayı getir
Gelirken biraz Erzurum getir
Yalancı baharın şaşkın misali
Kopun yamacında eşkın misali
Dumlu deresinde taşkın misali
Emrahtan fışkıran aşkın misali
Nefi den yayılan irfanı getir
Gelirken biraz Erzurum getir
Havayı da deli gönül havayı
Getir gök yüzünden yıldızı ayı
Olmaz mı Köksaın Metenin payı
Aysun Gültekinden uzun havayı
İbrahim Hakkıdan davayı getir
Gelirken biraz Erzurum getir
Sevda gibi sevdim doluyam boş değilem
Hoş değilem nahoşum hoş değilem
Gönül yorgunuyum sarhoş değilem
Uykudan uyanmış bir hoş değilem
Gidemem kuş değilem getir önünde eğilem
Ekrem raciyi getir
Gelirken biraz Erzurum getir
Getir yanık türküleri türkücüleri
Daphandan ekinleri, ekini biçenleri
Narman yaylasından kardelenleri
On iki Mart ile yükselenleri
Sevgiyi saygıyı erdemi getir
Hakan ACUR Tarafından gönderilimiştir
SIĞMAZ MIYIM DESTİNE?
Görsem ki bir kıvılcım çıtlasın yüreğinden
Çırpı diye kirpiğim, yığmaz mıyım üstüne
Aşk bekle yangınımın, eceli yüreğinden
Şutlayıp hasretini, çağmaz mıyım mest-ine?..
Bir tebessüm eyle yâr, seviliyorsam söyle
De ki vakit bu vakit, gönlümü davet eyle
Akıbet yaklaşıyor, ömre de yazık; böyle
Katlayıp hasretini, sığmaz mıyım destine?
Kara çalı gül açar, İstanbul çiçek açar!
Sevginle kederlerim meçhûl diyara kaçar
Sesinden bir yol bulsam; göz yaşlı gönül naçar
Sırtlayıp hasretini ağmaz mıyım üstüne?
gönderen :
sultan yörük
şiirler:
NE GÜZEL Dİ KÖY HAYATI
kahvehane yoktu köyde
toplanırdık hep bir yerde
oda larda veya evde
ne zevkliydi köy hayatı
mum bulunmaz çıra yaktık
tenekeye musluk yaptık
kırık ayna bulup taktık
ne zevkliydi köy hayatı
bazen olmaz acı soğan
üstümüzde yünden yorgan
mama bilmez yeni doğan
ne zevkliydi köy hayatı
heybe ile yük taşırdık
dağdan dağa yol aşardık
kamyon görüp çok şaşırdık
ne zevkliydi köy hayatı
çelik, çomak oyun kurduk
çoban,koyun,kurt olurduk
asker gibi selam durduk
ne zevkliydi köy hayatı
yol aldık eşek ile
çoğumuz bulmaz onu bile
tartımız okka kile
ne zevkliydi köy hayatı
kamışlardan hasır ördük
döne döne düven sürdük
kağnı kızak neler gördük
ne zevkliydi köy hayatı
çorap,kazak örer idik
saban ile çift sürerdik
daha sonra pulluk gördük
ne zevkliydi köy hayatı
imece ile yardım vardı
hile yok dostluk vardı
sabır vardı mertlik vardı
ne zevkliydi köy hayatı
UFUK ALTUN
SENİ NASIL UNUTURUZ...
BIRTARAFI YAMAC BIR YANI KAYA,
ULASIM ZOR OLDU YÜRÜDÜK YAYA,
ERZURUM ILI ILCE SENKAYA ,
UNUTAMAK ZOR OLUR SENI ZÜMRÜTÜM:
KIRDAG SENLIKLERI OLDUGU ZAMAN,
GEM KOSUP HARMANDA DÖVERDIK SAMAN,
YAYLANIN ETRAFI ÇOK SIKI ORMAN,
UNUTMAK OLURMU ZÜMRÜTÜM SENI:
BIR YANDA KOP BIR YANDA GEDIK,
KECI YAVRUSUNA DIYERDIK GIDIK,
KETE BAZLAMA KEPMERI YEDIK,
UNUTMAK OLURMU ZÜMRÜTÜM SENI:
SILADAN GURBETE GITI BAZIMIZ,
DOKUZAY KISI VAR ÜC AY YAZIMIZ ,
HASRETLE BEKLER GELINKIZIMIZ ,
UNUTMAK OLURMU ZÜMRÜTÜM SENI:
YIYITLERI BAR BASINA GECERDI,
HERKES KENDISINE BIR YAR SECERDI,
YAZ GELINCE CAYIR CIMEN BICERDI,
UNUTMAK OLURMU ZÜMRÜTÜM SENI:
ACILAR ICINE DÜSTÜ BU GÖNÜL,
HASRET CEKIYOR BU KISA ÖMÜR ,
GURBETE ÖLÜRSEM KIM SENI GÖRÜR,
UNUTMAK OLURMU ZÜMRÜTÜM SENI:
Yazan : MUSTAFA KELES ALMANYA OLTU
Yansıtma :Site Admin (Kısa bir süre )
KÖYDE KALDI
danaya vururduk bağı
yayıkta yayardık yağı
kıl ipinden sambağı
dokurdukta köyde kaldı.
bir zaman o köyde binerdik geme
pantolon dizine vururduk yama
akşam dan mal,davar dolardı koma
giden o günler o köyde kaldı.
tavuklar çıkardı komda ki tara
köyün girişinde gavluğun dere
yukar ki meşe den ederdik çıra
neşeli günler de o köyde kaldı.
fırına atardık kartolla kabak
yaz geldi mallar oldu hep dabak
horozlar öten de olurdu sabah
o güzel günler de o köyde kaldı
BALA çivi de gider oduna
meşetlik te yayılır hep körpe dana
bayırda taşlar dan ellere kına
yakardık ya o köyde kaldı
arada yağardı o köye dolu
köyün kenarında oturur veli
kırıktır mülazım dayının kolu
çile li o günler o köyde kaldı
yağmur yağdı mı bol gelir seli
rahmetlik GEDO idi o köyün gülü
öldü ama belli değil ehvalı
sır dolu o günler o köyde kaldı
analar yayık yayardı
uşaklar malı sayardı
tilkiler tavuk çalardı
eski günler o köyde kaldı
arduç odunun ateşi
yanmıyor liliğin yaşı
suyu soğuk boldur kışı
eski günler o köyde kaldı
yeter ALBAY yazdıkların
o dağlarda gezdiklerin
daşdan istop dizdiklerin
KÖYDE KALDI KÖYDE KALDI KÖYDE KALDI.
Söz ve yazar:
ALBAY ALTUN
MEMLEKETIM
soguk tatli sularini
karli yüksek daglarini
toprak kokan yollarini
çok özledim memleketim
***********************
arilarin ballarini
tarlasini baglarini
o mis kokan havasini
çok özledim memleketim
***********************
sicagini tandirini
ekmegini misirinu
bulamadim ben yolunu
gelemedim memleketim
***********************
bir gün olur hasret biter
gönül ya bu uçar gider
ha bu gün ha yarindir der
bekle beni memleketim
***********************
Gönderen:
SARA ALTAN
İncitme
Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.
Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol ismailr17;ce
Bıçak senden incinmesin.
Burdayım de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa
Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.
İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit
Suyundan içtiğin vakit
Irmak senden incinmesin.
Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana
Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin.
Çoban Çeşmesi
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler su dağa çoban çeşmesi.
"Goynunu Şirin'in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi...
"O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudaga çoban çesmesi.
Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
Kerem'in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
Sızmadı toprağa çoban ceşmesi.
Leyla gelin oldu,
Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül ararda,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,
Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...
Faruk Nafiz Çamlıbel
SENI SEVIYORUM DEMEK ISTERDIM !..
seni seviyorum demek isterdim
ölesiye bir duyguyla,
taparcasına dil dökmek
ve saçlarım ağarmadan söylemek isterdim
seni sarmak isterdim sonsuzlukla
delicesine sevmek
bir sarhoş gibi adını sayıklamak
ve bağırarak kollarında ölmek isterdim gülüm...
MURAT Altun
Yalan Sevdiğim
Çicek çiçek açıp ağaçlarımda
Yaprak yaprak dalda solan sevdiğim
Damla damla akıp göz uclarımda
Derya derya kalbe dolan sevdiğim
Bazen bir alevsin avuçlarımda
Bazen bir menekşe yamaçlarımda
Bazen bir rüzgarsın kır saçlarımda
Tutam tatam başım yolan sevdiğim
Bir zaman ömrümüz yazdı bahardı
Ne bülbül ah eder ne gül ağlardı
Dört mevsim kalplerde bir aşk yanardı
Şimdi bir külleri kalan sevdiğim
Kalmadı içimde sevgiye bir yer
İşkenceye döndü saatler günler
Yüreğim bir mezar sığmaz ölüler
Sonsuz acılara salan sevdiğim
Benimdir çileler bu ayrılıklar
Dinmeyen gözyaşı bu hıçkırıklar
İçimde bin özlem bin kahır var
Anladım bu dünya yalan sevdiğim
İnsanın sözü hikmet !!! Bakışı ibret !!!Susması ise ders olmalıdır.?
SANA BİR ŞİİR YAZACAĞIM ( LİSELİM )
sana bir şiir yazacağım menekşe yaprağına
burcu, burcu sevgi kokacak her kelimesi
aşkın güzelliğini dökeceğim tüm hecelere
bekle
sevdasına kurban olduğum
şimdi sisler çökmüş yüreğime
karlar yağar düşlerime
hele bir bahar gelsin
dallar tomurcuk versin
işte o zaman böyle kelepçede kalmayacak duygular
güvercinler uçuracağım senin göklerine
sana bir şiir yazacağım içinde hasret olmayan
güneş doğacak kaf dağından
geceler böyle avare, yaşanan saatler böyle
sessiz olmayacak
sana yemin gözbebeğim
artık aşkımızın ateş rengi gülleri solmayacak
bu son fasıl olacak gönlümüzde açıdan,
kederden yana
ben saçının bir teline sevapları satmışım
kalbinin her köşesine geçmiş gelecek
yıllarımı yazmışım
şu bulutlar bir dağılsın
nerde olduğumuzu bilelim
hele dönsün şu mevsim
bu yalnızlığın, kimsesizliğin uğultusunda
gidecek kulaklarımızdan
bir şarkı dinleteceğim sana sevdadan yana
kelimeler böyle kifayetsiz kalmayacak
böyle mühürlü olmayacak dudaklarım
sen yüreğimde sır değil, sözcüklerimde
yangınım olacaksın
bu sevda böyle sürgünlerde, böyle tutuklu
kalmayacak bir tanem
bekle sevdiğim
fidanlar yeşersin, acilsin su hasrete uzayan
yollar, karlı dağlar
göçmen kuşlar dönsün yuvaya
bu havanın nemidir BİR TANEM
sen nisan yağmurlarına sakla sevdayla
yanan bedenini
baharda ıslanmalı güz vurmuş dudaklar
istemem beni böyle perişan, böyle çaresiz
göresin
bahara bıraktım umutları
bir yeşersin şu menekşeler, sümbüller
iste o zaman değmeli gözlerin gözlerime
iste o zaman bir şiir yazacağım sana menekşe
yaprağına
iste o zaman bir sevda getireceğim sana
sırılsıklam !!!!
Konuşunca doğru söz söylenirse hatırlamaya gerek kalmaz....
Şayet yalan olursa nerede ne söylediğini hatırlamak mümkün olmayabilir.!!!
Sen bir pınarsın içilen ama kanılmayan, Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, varlıgına doyulmayan, yokluğuna dayanılmayan..
Canımdaki her nefes nefesine eklensin, içimdeki her nefes hayalinle demlensin, bırak bu gönlüm varlığınla renklensin, sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin!
Sen güllere özenme güller sana özensin.
Üzme tatli canini sen güllerdende güzelsin.
Sevgi kadar özgür Özgürlük kadar özelsin.
Bir gülsün dünyalara bedelsin.
Bir umut vardır hiç tükenmeyecek,
bir hasret vardır çekilmeyecek, birde ölüm vardır,
bir gün elbet gelecek ama sana olan sevgim ne ölecek ne de bitecek
Sevgilerin en güzeli seni sevmek
Özlemlerin en güzeli seni özlemek
Ve hayatin tadı sabah kalktığında senin var olduğunu bilmek
BİR İKİ HİKAYESİ
Bir mahallede çok mutlu bir çift varmış ; Evliliklerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen hiç kavga , gürültü , küs v.s olayları duyulmamış.
Bunu merak eden mahalle kadınları evin hanımına sorarlar :
Bu işin sırrı nedir ; sizde hiç kavga olmuyor , çok mutlu çiftsiniz. ALLAH muhabbetinizi artırsın .
Hanım derki ; Anlatayım madem merak ediyorsunuz ?
... Başlar anlatmaya ..
Bilirsiniz ben bu köye karşı köyden gelin geldim.
at üstünde gelirken dünürçüler önde , beyimin atı benim önümde ,benim atım onun arkasından gidiyorduk....
_ Benim atım biraz ilerledikten sonra bir defa ayağı sekti, ben düşer gibi oldum.
_ Beyim geri döndü ata baktı !
_ BİR Dedi.
Biraz daha ilerledik benim at bu defa gene tökezledi,
Beyim geri döndü ...
_İKİ Dedi.
Köye yaklaşmıştık benim at gene tekerlendi...
Beyim geri döndü...Tabancayı belinden çıkardı atı alnından vurdu.!!!
Ben haykırdım neden vurdun hayvanı dedim.
Beyim geri döndü işaret parmağını göstererek ...
_BİR DEDİ.
Vallahi o gün bu gündür Beyimin BİR Dediğini İKİ Etmedim.!
İŞTE BU İŞİN SIRRI BU !!!!!
Dünyayı dolaştım giymedim başıma bir TAÇ,
Ne zengini tok gördüm nede fakiri AÇ,
YA RAB Öyle bir fevzi kanaat verki ,
Namerde değil merdede eyleme MUHTAÇ ,
Şu çeşmenin haline BAK ,
Su içecek tası bile YOK ,
Kırma kimsenin kalbini .....
YAPICAK USTASI YOK.!!!!!
Namık DEMİR
Site : ADMİN
Zümrüt köyü sitemizin ikinci açılımı dokuzuncu ayda olmuştu ; yeni bir sayfa yeni bir heyecan oldu ...
Sitemiz yayınına devam ediyor...
Sayenizde güzellikler oldu.....
Bizmle devam edenlerimiz var ... vadesi yetenlerimiz var ...
Gidenlere rahmet kalanlara saadetler diliyoruz...
Hak yolunda duranlara gönül ile sevenlere selam olsun ...
Güle güle ...
iyi seyirler ...........
BİZİ İZLEMEYE DEVAM EDİN.!!!!!
Kötü bir cemiyetin bozamadığı İNSANI ; Kötü bir ARKADAŞ Bozar.....( el edri )
Hırsızlığın büyüğü küçüğü olmaz...
Yanlış her zaman yanlıştır...
SESİZ KALMAK DEMEK .....
Yapılan hatayı desteklemek ve aynı amaç içerisinde bende Haşroluyorum demektir...
YANLIŞIN İÇİNDE BENDE VARIM DEMEKTİR...
( söz konfiyüçyüz )
|