|
VEDA HUTBESİ
TEKNOLOJİ VE BİZ.!!!!!
Bu yazımda Teknolojiyi ele alıcağız...
Muhteremler teknoloji günümüzde hayatımızın vaz geçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir.
Bir yenilik kolaylık getirmiştir...
Uzağı yakın etmiştir...
Hasret duygularına bir nebze su serpmiştir...
İnsanların haber alma herşeyden haberdar olma olasılığını getirmiştir...
Saydıklarım ana unsurlar olup saymak istemediğim bir sürü güzelliği yinede var.....
Bakınız değerli müslümanlar Bizden gütürdülerini birazdan sayacağız ...
Saymadan önce şöyle bir kendimize aynayı alıp bakalım...
Biz teknolojinin neresindeyiz.???
Ve biz teknolojiyi nasıl kullanıyoruz.!!!!!
Yine bu mevzuya girmeden birkaç örnek verelim....
Bir tarla düşünün çok güzel bir yerde ... suyu başında yaniii....
Bunu size tahsis etmişler ve size bazı tavsiyeler önermişler fakat genede tercihin tamamını size bırakmışlar...
Siz bu tarlayı iyi işlerseniz ona güzel ilaçlanmış tohum serperseniz alıcağınız verim yüksek olucaktır...
Aziz kardeşlerim bu tarlayı tembel bir şekilde ekerseniz yani iyi bir şekilde işlemezseniz , suyunu , gübresini , ilacını vermeseniz alıcağınız sonuç HÜSRAN olucaktır.
Bir örnek daha verlim:
Düşünün bildiğimiz sarmaşık olan üzümleri .salkım salkım yemeye doyamadığımız sarı siyah üzümleri :
Eğer bu üzümleri kurutup saklarsanız bir sürü yenilecek gıdaya malzeme olur...
Fakat dikkat edin aynı üzümlerden ŞARAP da oluyor...
Yani işlemeden işlemeye fark var...
Gelelim konumuzun asıl mevzusuna ; aslında burayada fazla deyinmeğe gerek olmadığını düşünüyorum...
ARİF OLAN ANLAR.........
Bakın Teknoloji ne götürüyor Dikkat edin (iyi kullanılmadığı için )ve öyle yorumlayın....
_Aile arasındaki iletişimi bitiriyor...
_Örf adet gelenek ve göreneklerini unutturuyor...
_İSLAM Anlayış ve kavramını söndürüyor...
_Aile yuvalarını yıkıyor...
_Her türlü melanete yönlendiriyor...
Yetmez meşru gösteriyor...
SİZİ ÖYLE BİR AVLIYORKİ YAHUDİ ZİHNİYETİ .!!!!!
Sizi sizden ediyor milim milim
Geçen bir DOSTUM la görüştüğümde şunları söylüyordu....
Efendim falanca evine telefon sokmuyormuş ,veya şebeke arası kısıtlama yapıyormuş, eşini yolda ,çarşıda pazarda kıskanıyormuş ,
Sağa sola bakma diyormuş , giyimine kati surette testtür üzerinde olmasını istiyormuşşşşş.....
Bakınız azizler MÜSLÜMANLARIN HALİNE.!!!!!
Yahu ne varki anlatıklarında...
İslam üzere yaşamk istiyor ve ÇOBANSIN GÜTTÜĞÜNDEN MESULSÜN ....
İbaresini uyguluyor kardeşimiz...
Alnından öpmek gerekmezmi böyle insanın...
Bakınız kişilerin kendi yaşantılarına ters düştüğü için ABES geliyor herhalde...
ALLAH'ın rasulu ne güzel bir örnek...
ne güzel bir ahlak bırakmış...
Eyyy KADIIIINN ÖRTÜN DİYOR İSLAM...
Sen bir meyve misali yaratıldın ... çıplak olamazsın , pantolon giyip erkeklere benzeyemezsin...
süslenip püslenim sokağa sıkamazsın...
..................
Evet toparlayalım...Telefon ile devam edelim
Efendim birisi beni yanlışlığına aradı...
Veya ben birisini yanlışlığına aradım...
Daha sonra o bana tekrar döndü konuşmak istedi...
EEEE Efendim ne varki yani ... sonuçta telefon nerden bilecek ben kimim.?
Bildi bildi.!!!!!
Hemde tanışmak istedi ...
GÖRÜŞMEK İSTEDİ VEDE GÖRÜŞTÜK...
Bakınız bir çağrıdan başladı bu AHMAKLIK...
Bugün internet melneti de aynı şekle geldi ...
Her evde bir internet var.
Ya ARKADAŞ Bilmem nesi var(sitesi ) hele bir girek ne olacağ canım ben nerde o nerde...
ha oyun yeri varmış ...
bir defa oynuyalım canım ne olucakki.!!!!!
Heeeeç canım ne olucak internet sevgilisi eksikti .....
Birde o olucak...
Oda oldumu oldu.!!!!!
Maalesef ..........
Muhtermler peki suçlu kim.?????
SUÇLU TEKNOLOJİMİ .? BİZMİ .?.........
Sizin kararınıza da saygı duymaktayım. Fakat suçlu emin olasınız ki BİZİZ...
ALLAH C.C Akıl vermiş .... ey insanlar akletmezmisiniz.!!!!!!
Ve ileveyi yaptıktan sonra bu yazıma son vereceğim...
Yakıtı insanlar ve taşlar olan CEHENNEM Ateşinden NEFSİNİZİ VE NESKLİNİZİ KORUYUN.!!!!!
Size içinde vaz geçilmez güzellikleri olan cenneti vaaadediyor yüce ALLAH....
Muhteremler ALLAH C.C Şaşıran kullarını doğru yoluna iletsin , insan gibi yaşamk isteyen islam ahlakıyla ahlaklanmış insanlarımızın sayısın çoğaltsın...
Şeytanın hilesinden bizleri ve nefsimizi muhafaza eylesin .....
Kişi arkadaşının dini üzeredir...
İyi arkadaş edinelim ...
AHLAKSIZ VE NASİPSİZ NEFSİ EMARESİNİN KÖLESİ OLAN AHLAKSIZLARDAN UZAK DURALIM ...
Ta kiii
EN YAKINIMIZ OLSA DAHİİİİ
MESAFEYİ MUTLAKA KOYALIM...
Sizleri ALEMLERİ YARATAN YÜCE ALLAH 'a emanet ediyorum. Bir başka konuda bir başka yazıda buluşmak üzere HOŞÇAKALIN.!!!!!
SELAM VE DUA İLE....
EMANET
Hayat emanettir.
ruh onun içinde muhafaza edilen bir Emanettir.
Beden bir saklama kabıdır.
Size emanet edilenleri korumak ise farz kılınmıştır.
Asla ona zulmetmeye hakkınız yok .
Mesuliyet onu en güzel bir biçimde korumak ,ALLAH ın emrettiği bir şekilde idame etmektir.
Muteremler Emanet diyoruz ^^ EMANET ^^ Yüce ALLAH örtünün ayetinde bahsettiği gibi ... kADINI İSE Meyve ye benzetiyor.
Hiç gördünüzmü kabuksuz bir meyve !!!
Mümkün değil göremezsiniz , kadının kabuğu örtüsüdür.
iffetidir ...
SORUYORUM ? Nereye özeniyoruz ,neden özeniyoruz ,niçin özendirmiyoruz.
Dünya islama koşarken biz batıyı örnek alıyoruz ! Çok yazık...
OLMUYOR !!! OLMUYOR !!! OLMUYOR !!!
Hanım EFENDİLER OLMUYOR....
Tek kurtuluş yolu şeytanın vesvesini ,hilesini, oyununu terk etmektir.
Özellikle bir hadiseyi aktarmak istiyorum...
ALLAH ın Rasulüne soruyorlar :
Ya Rasulullah : senin ümmetinde en kötü haslet nedir diyorlar ...
YALANDIR DİYOR !!!
Benim ümmetim yalan söylemez ...
Yalana kati surette karşı çıkıyor ALLAH ın Rasulü....
Öyleyse neden terk etmiyoruz....
Neden meslek haline getiriyoruz...
Neden hayatımızı emrolduğu gibi idame etmiyoruz....
Nefsimize zor geliyor ...
Değilmi ? MUHTEREMLER ...
Bizler asla ve asla ikinci planda islamı düşünmemeliyiz...
AŞK , SEVGİ ,SEVDA YÜREKTE TEK OLMALI...
Davamızın delisi olmalıyız...
ALLAH ı RASULUNÜ DELİ Gibi sevmeliyiz.
Sevdamızda harbi ve net olmalıyız...
ALLAH C.C Ne buyuruyor ...
BANA BİR ADIM GELENE BEN KOŞARAK GELİRİM.
BENDEN BİR İSTEYENE BEN ON KATINI VERİRİRİM.
DAVASININ DELİSİ OLANI ; BEN CENNETİME KOYARIM.
ÜSTAD Ne güzel demiş...
Ya hak yolda yürüsün...
Ya inkarda erirsin ...
Servetine , güzellğine güvenme !!!
Gittiğinde görürsün...
Selam ve dua ile ...
Rabbim bizleri ders alanlardan eylesin ...
Hkkımızda hayırlı olanı nasip etsin...
ALLAH a EMANET OLUNUZ...
ESSELAMUNALEYKÜM.
Hayat bir şekilde devam ederken ;
İnsan kendi benliğini kendi şahsiyetini kendi düşüncesini gelenek ve göreneğini, örf ve adetlerini yaşamak için çaba göstermelidir.
Mahremiyet bunun en güzel tatbikidir.
İslamla şereflenmiş bir insanın yapması farz_ı ain olan bir görevdir.
Kişiler asla yanlışı tasvip etmemelidirler...
BU TÜR YANILGIYA DÜŞMEMELİDİRLER.....
Zalime yardım etmek ; ona doğruyu göstermekle olur.
Dengeyi kaybetmiş bir tren raydan çıkmayı hak etmiştir.
Denge hak olmalı .....
Kendi iradesini ortya ya koyamayan insan bir şekilde yıpranmaya
mahkümdür...
Kediliğini feda edebilecek bir tutum ancak ve ancak HAK İÇİN OLMALIDIR.....
Başkalarını karşısına alıp yanlışı tasvip adici tutup asla yanlıştır....
TARAF BİLE OLUNMAMALIDIR...
Kaldıki yanlşı savumak bir nebze rencide olmayı hak etmek demektir...
Siz eğer Şahsiyetli tutum içerisinde olmayı istiyorsanız...
Yanlışta ısrar olmaz.
Çünkü ben bir başkasını kurtarma yolunu seçiyorum kanaati içerisin hissetsende ...
Bunun seni bitirme ,pisikolojik yıpratma, hatta tehdit noktasına varabilecek boyutunu düşünmelisiniz...
Gelinen noktanın SİZİN DE O DURUM İÇERİSİNE SÜRÜKLEMENİZE VESİLE OLABİLME İHTİMALİNİ GÖZ ARDI ETMEMEMLİSİNİZ.
Kurtuluşun yanlızca doğrunu tarafı olduğunu unutmamak lazımdır...
Kurtuluş SAADETLE MÜMKÜNDÜR.
Kurtuluş İSLAMDADIR...
MEVLİD KANDİLİ
Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 107)
İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.
O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.
O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:
"Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler." (Âl-i İmrân, 164)
Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı "Vesiletün'necat" olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.
Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.
. Kandiliniz Mübarek Olsun
M.Deniz Eşarpları
Bununla beraber, O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.
O âlemlerin Rabbinden, "Alemlere rahmet olarak gönderildi." Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O'na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O'nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı.
O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O'nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:
"Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler."
(Sebe, 28)
İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber'in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. O'nu örnek almak, Kur'an'a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)'nın ifâdesiyle O'nun ahlâkı Kur'an'dı.(Müslim, Misâfirîn, 139). Kur'an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyurulmaktadır:
"Andolsun, Allah'ın rasûlünde sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah'ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır." (Ahzâb, 21)
Bu geceyi nasıl ihya edelim?
Bütün insanlık âlemine bir hidayet tarihi açan ve âlemlere halis ilâhî rahmet olan böyle yüksek şanlı bir Peygamber'in ümmeti olmakla şereflenmiş bulunan biz müminlere ne mutlu! Bu geceyi vesile bilerek, O'na ümmet olmanın şuuruna erebilmek, Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için en azından bir Tesbih Namazı kılalım, bir de Hatm-i Enbiyâ yapalım.
O'na ümmet olan müminlere gevşeklik yakışmaz.
Unutmayalım...
Alemlere rahmet olarak gönderilen muazzez Peygamberimizin, doğumunu anarken, yalnız mevlid okumak, ilâhîler söylemek ve kandil simidi dağıtmak yeterli değildir, sadece bu geceyi yaşamak yeterli değildir. Yüce Allah'ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yegâne yolu, Peygamberimizin yolundan gitmektir...
"De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın..." (Âl-i İmrân, 31)
güzel islam tıklayınız
islami site
İSLAMİ BİLGİLER
DİRİLİŞ ÇAĞRISI
Kur'an öğreniyorum
İlahiler,Ezgiler,Şiirler
GOOGLE .COM DAN SİTEMİZE ULAŞABİLİRSİNİZ.
Alçakta Yüksekte Yatan Erenler
Alçakta yüksekte yatan erenler
Yetişin imdada aldı dert beni
Başım alıp hangi yere gideyim
Gittiğim yerlerde buldu dert beni
Oturup benimle ibadet kıldı
Yalan söyledi de yüzüme güldü
Yalın kılıç olup üstüme geldi
Çaldı bölük bölük böldü dert beni
Üstümüzden gelen boran, kış gibi
Yavru şahin pençesinde kuş gibi
Seher sabahında rüya, düş gibi
Çağırta bağırta aldı dert beni
Abdal Pir Sultan'ım gönlüm hastadır
Kimseye diyemem gönlüm yaştadır
Bilmem deli oldu bilmem ustadır
Şöyle bir sevdaya saldı dert beni
HALİL İBRAHİM BEREKETİ
selamunaleykum herkese iyi hafta sonları güzel bir ANEKTODU sizinle paylaşmak istedim HALİL İBRAHİM BEREKETİ:vaktiyle birbirini seven iki kardeş varmış büyüğü halil küçüğü ibrahimmiş.halil evli çocuklu ibrahim ise bekarmış ortak tarlaları varmış iki kardeşin ne mahsul çıkarsa iki pay ederlermiş bununla geçinip giderlermiş.bir yıl yine harman yapmışlar.buğdayı ikiye bölmüşler iş kalmış taşımaya.halil bir teklif yapmış ibrahim kardeşim;ben gidip çuvalları getireyim.sen buğdayı bekle peki demiş ibrahim ve halil gitmiş çuvalalrı getirmeye.o gidince düşünmüş ibrahim:abim evli,çocuklu.daha çok buğday lazım onun evine.demiş ve bir miktar atmış onunkine.az sonra halil gelmiş haydi ibrahim demiş: önce sen doldurda taşı ambara peki abi demiş o gidince halil düşünmüş :çok şükür ben evliyim kurulu bir düzenim var o ise bekar daha para biriktirip evlenecek deyip kendi payından atmış onunkine vel hasıl biri gittimi o atar onunkine bu şekilde sürüp gider ama birbirlerinden habersiz.akşam olur karanlık basar bakıyorlarki bitmiyor buğdaylar hatta azalmıyor hak teala bu hali çok beğenir buğdaylara bile bereket verir ki günlerce taşırlar bitiremezlar şaşarlar bu işe aksine çoğalır buğdayları.dolar taşar ambarları. bugün BEREKET denilince bu kardeşler akla gelir.bu bereketin adı:HALİL İBRAHİM BEREKETİDİR.
gönderen: EMRAH ALTUN
diyanet sitesi için tıklayın
KONU: DOĞRULUK (istikamet)
Ayetler
1. “Emrolunduğun gibi dosdoğru olmaya devam et!”
Hûd sûresi (11), 112
Âyetin muhâtabı sevgili Peygamberimiz’dir. O, doğru yolda, dürüst bir yaşayışa sahipti. Zaten doğru yolda olan Peygamber’e “doğru ol!” emrini vermek, “doğrulukta devam et!” anlamındadır. Bu sebeple tercümeyi buna göre yaptık.
Emrolunan sınırlar içinde, emrolunan şekilde dürüst bir yaşayışı sürdürmek, takdir edileceği gibi büyük bir ciddiyet, hassasiyet ve gayret ister. Bu ise zor bir iştir. Nitekim Peygamber Efendimiz de bu âyetten ötürü, “Beni Hûd sûresi kocalttı” buyurmuştur (bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (56), 6).
Şu kadar var ki, dosdoğru olmak, zorluğuna rağmen, imkânsız değildir. Zira dinimizde güç yetirilmeyecek bir yükümlülük yoktur. Allah hiç kimseye güç yetiremeyeceği yükü yüklemez [bk. Bakara sûresi (2), 286].
2. “Rabbimiz Allah’tır deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara melekler gelerek: ‘Korkmayın, üzülmeyin, size vadedilen cennetle sevinin. Biz, dünya hayatında da âhirette de sizlere dostuz. Esirgeyip bağışlayan Allah’ın ikrâmı olarak (cennette) canınızın çektiği ve dilediğiniz her şey sizindir’ derler.”
Fussilet sûresi (41), 30-32
Allah’a inanan, sonra da bu inanca uygun olarak dosdoğru yaşayan, söz ve hareketinde dürüst davranan, hilekârlığa sapmayan insanlara zaman zaman melekler gelirler; “Gelecekten endişe etmeyin, geçmişe üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin, neşelenin” derler. Zira bir başka âyette belirtildiği gibi zaten “Allah’ın dostları için ne korku ne de hüzün vardır” [bk. Yûnus sûresi (10), 62].
Ölüm anında, kabirde, yeniden dirilme sırasında, hâsılı korkulu her zamanda dürüst mü’minlere gelen melekler, kendilerine dünya ve âhiret hayatında dost olduklarını da söylerler. Yalnız olmadıkları müjdesini verirler. Sonra da gafûr ve rahîm olan Allah’tan bir lutuf ve ikrâm olarak cennette canlarının çekeceği, isteyecekleri her şeyin kendilerini beklediğini, bununla sevinmeleri gerektiğini hatırlatırlar. Bunca nimet, ikrâm ve iltifat, “rabbimiz Allah’tır diyen, sonra da dosdoğru gidenler” içindir. Yani iman ve doğruluk (istikamet) sebebiyledir. Bütün bunlar iman ve istikametin insan hayatında ne kadar önemli iki esas olduğunu göstermektedir. Zira büyük ikrâmlar, kıymeti yüksek olanlar içindir.
3. “Rabbimiz Allah’tır diyenler sonra da dosdoğru olanlar için ne korku vardır ne de hüzün. Onlar cennetliktir. İşlediklerinin karşılığı olarak cennette temelli kalacaklardır.”
Ahkâf sûresi (46), 13-14
Tek Allah’a inanan ve doğruluğu hayat prensibi edinenler için korku ve hüzün söz konusu değildir. Böylesi insanlar cennetliktir. Gösterdikleri üstün başarının ödülü olarak cennette temelli kalacaklar, oradan çıkarılmayacaklardır. Bir önceki âyette melekler vasıtasıyla müjdelenen gerçekler, bu âyette doğrudan Allah Teâlâ tarafından duyurulmaktadır. Ayrıca da “cennette ebedî kalacakları” ilâve edilmektedir. Bu, devamlı mutluluk garantisidir. Bitip tükenmeyecek bir mutluluktan sonra, geriye ne kalır ki?..
O halde bir kere daha söylemekte fayda vardır; iman ve istikamet ebedî mutluluktur. Rabbim cümlemize nasip etsin.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kaynak : İmam Nevevi "Riyasüz Salihin"
EFENDİMİZİN ADETLERİ
1. Hayırlı işlerde sağı, adi işlerde solu kullanmak.
2. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.
3. Yemeğe besmele ile başlamak, Allah’ın sonsuz ikram ve nimetlerini tefekkür ederek yemek, sonunda da hamd etmek.
4. Yemekte tabağın kendi önümüze gelen tarafından yemek.
5. Yerde bir sofra bezinin üstünde yemek. İhtiyaç olduğu takdirde masada da yenilebilir.
6. Yemeğe sofradakiler ile beraber başlamak.
7. Acıkmadıkça yememek, tam doymadan yemeği bırakmak.
8. Tabağa az yemek koydurtup artık bırakmamak.
9. Sofrada sağ dizi dikip, sol dizi yere yatırmak.
10. Saf ipek ve saf altın ümmet-i Muhammed’in erkeklerine haram kılınmıştır.
11. Selamı yaymak. Selam, kelamdan önce gelir.
12. Eve girince ilk söz ev halkına selam vermek olmalıdır.
13. Selamla birlikte samimiyetle, tebessüm ederek musafahada bulunmak.
14. Musafaha ile birlikte, hürmet, samimiyet ve şefkate vesile olan kucaklaşmalar yapılabilir. Süfli hisleri uyandıracak sarılmalar caiz değildir.
15. Musafahada önce eli uzatan çekmelidir. Biz çekersek buluşmadan memnuniyetsizlik manası çıkabilir.
16. İlmiyle amil din adamları ile adil devlet başkanlarının eli öpülür, beşeri hisleri yok olmuş yaşlı hanımlara selam verilebilir, gerekirse eli de öpülebilir. Yeter ki fitneye sebep olmasın.
17. Hediyeleşmek ve gelen hediyeye aynıyla veya daha güzeliyle karşılık vermek.
18. Az gülmek, gülünce kahkaha ile değil, tebessüm ederek gülmek. Mütebessim olmak.
19. Çoğu zaman susmak, tefekkür etmek, ihtiyaç olunca konuşmak.
20. Tane tane, orta bir ses tonuyla konuşmak. Çok mühim şeyleri üç defa tekrar etmek.
21. Konuşmaya Allah’ın adıyla başlamak ve Allah’ın adıyla bitirmek.
22. Nefsi ve dünyalık bir şey için öfkelenmemek. Bir hak zayi olduğunda ve uhrevi meselelerde, Allah ve din hakkı için öfkelenmek.
23. Doğru sözle şaka ve mizah yapmak.
24. Boş işler (malayani) ile iştigal etmemek.
25. Uyku için yatınca önce sağ tarafına yatmak, sağ yanağını sağ avucunun içine koymak ve o günün muhasebesini yapmak.
26. Yüzükoyun yatmamak.
27. Yatağa girdiğinde avuçları açık olarak birleştirerek İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyup avucunun içine üfleyip sonra bütün vücudunu sıvazlamak, bunu üç defa tekrarlamak.
28. Beyaz giymek.
29. Mest giymek.
30. Ayakkabı giyerken önce sağdan başlamak, çıkarırken de önce soldan çıkarmak.
31. Takke ve sarıkla başı kapatıp namazı öyle kılmak.
32. Soğan ve sarımsak kokusuyla mescid ve meclislere yaklaşmamak.
33. Üzerinde kudsi kelimeler ve ayetler yazılı eşya ile tuvalet ve pis yerlere girmemek.
34. Misafire elinde bulunandan ikramda bulunmak. Misafir ve ziyaretçileri temiz bir kılık kıyafetle karşılamalı.
35. Aksırınca sesi az yükseltip, “Elhamdülillah” demek. Böyle diyene de “Yerhamükellah” demek. Bize dediklerinde “Yehdina ve yehdikümüllah” diye cevap vermek. Bu üçe kadar böyle mukabele şeklinde devam edebilir. Üç defadan fazla aksıran olursa, nezleden aksırmıştır ve mukabele gerekmez.
36. Esnemeyi mümkün olduğu kadar gizlemek. Ağzı elle kapayarak gidermeye gayret etmek. Namazda iken esneme gelirse, ayakta ise sağ elin, diğer hallerde ise sol elin tersi ile ağzı kapatmak münasip olur.
37. Davete icabet ve hediyeyi kabul etmek.
38. Kapıyı üç defa vurmak, cevap verilmezse geri dönüp gitmek. “Kim o?” diye sorulduğunda, “Benim.” dememek, kendimizi açık bir şekilde tanıtmak, maksadımızı belirtmek. Kapının tam karşısında durup içeriyi gözleme durumunda bulunmamak. Biraz kenarda durarak, ailedeki mahremiyeti görmekten içtinap etmek.
39. Ayakta bevletmemek. Tuvalette idrar saçıntısından, korunmak. Hadiste kabir azabının çoğunun idrar saçıntısından ileri geldiği bildirilmiştir. Tuvalete ihtiyaç için oturduğu vakit ön ve arkanın kıbleye karşı dönük olmaması gerekir.40. Banyo yapılan yere bevletmemek. Çünkü vesvesenin çoğu bundandır.
41. İnsanların istifade ettiği gölgeliklere, yol ve yol kenarlarına, çeşme ve pınarlara bevletmemek, pisletmemek ve de tükürmemek. Hadiste, bunu yapanların lanetlenmesinden korkulacağı bildirilmiştir.
42. Kasık ve koltuk altı temizliğine titizlik göstermek. Buralardan ayrılan parçalar temizken ayrılmasına da dikkat etmeli ve cünüp iken buraları tıraş etmemelidir. Bu tür temizlik caiz olsa da sünnete uygun değildir.
43. Büyük ve umumi banyolarda tesettürle yıkanmalı, peştamal kullanılmalı.
44. Mümkünse her abdest alışta misvak (fırça) kullanmak.
Diyanet İşleri Başkanlığının neşrettiği misvak hadisi tercümesinde şöyle bir hüküm mevcuttur: “Misvaktan kasıt dişlerin temizlenmesi, ağız içindeki kötü kokunun giderilmesi ve mikropların yok edilmesidir. Bunu temin eden Erek ağacından başka fırçalar da varsa, o da misvak yerini tutar.”
45. Emin ve muttaki insanlarla istişare etmek, neticedeki karara tevekkülle uymak.
46. Cömertlik. “Cömert Allah’a yakın, cimri ise Allah’a uzaktır. Cömertlik kökü cennette olan bir ağacın dünyaya sarkmış dalıdır. Kim o dala tutunursa o dal onu cennete çeker.”
47. Çok tefekkür etmek. “Tefekkür gafleti izale eder. Ölümü tefekkür etmek fani lezzetleri acılaştırır. Eşyanın üzerindeki fena damgasını gösterir.”
48. Borçlanmalarda durumu yazıyla veya bir şahitle tevsik etmek. Böyle bir tedbir asla itimatsızlık sayılmaz. Anlaşmalarda değişik tevil ve tefsirlere yol açacak boşluklar bırakılmamalıdır. Durumu net olarak tespit etmek lazımdır.
49. Bir yakını vefat eden Müslüman kardeşini teselli ederek taziyede bulunmak. “Allah merhuma rahmet etsin.” şeklinde dua yapılır. Taziye ziyareti vasati üç gün içinde yapılır. Üç günden sonraki ziyaretlerde vefatı hatırlatıp hüznü deşmek uygun olmaz. Evinden cenaze çıkan kimseler üzüntüden dolayı yemek hazırlayıp sofra kuramazlar. Bunun için vefalı komşular bir müddet bu eve yemek getirirler. Böylece hüzünlerine ortak olduklarını fiilen göstermiş olurlar. Cenaze sahibi üç gün kendisine kolayca erişilebilecek bir ortam hazırlar ve böylece kardeşlerinin taziyede bulunabilmelerine imkan tanınmış olur
50. Ölmüş kimseleri hayırla yad etmek.
51. Mevtanın ardından yüksek sesle ve çırpınarak, saç baş yolarak ağlamamak. Böyle yapmak kadere itiraz ve Cenabı Hakkın takdirini itham etmek olur. Ayrıca bu mevtaya iyilik değil azaba vesile olur.
52. Sekerat halindeki hastalara “La ilahe illallah, Muhammedün rasulullah.” şeklinde telkinde bulunmak. Hastanın dudaklarını temiz ve ıslak bir bezle sulandırıp kurumamasını sağlamak. Ölüm vaki olup son nefes verilince, okumalar durdurulur ve cenazenin uzağında devam edilebilir. Çenesinin açık kalmaması için mendil ve benzeri şeylerle başa bağlanır. Gözleri açık ise kapatılır.
53. Kabirleri ziyaret etmek. Gafleti dağıtır ve uhrevi tefekküre vesile olur. Kabristanın kapısına yaklaşınca, kabir halkına gizlice selam verilir. “Ey kabir sakinleri, esselamu aleyküm. Sizler bizden önce geldiniz, bizler de sizleri takip edeceğiz. Size Allah’tan af ve mağfiret dileriz.” Şeklinde selam ifade edilebilir. Sonra ziyaret edilecek merhumun ayakucu tarafından yaklaşılır. Yüzüne müteveccihen veya kıbleye karşı durulur. Kur’an ve dualar okunabilir. Ziyaret esnasında mezarları çiğnemek mekruhtur. Şayet geçip gitmek için başka müsait yol yoksa, merhuma sevap hediye edilerek, geçilebilir. Mezar üzerindeki yeşillikler yolunmaz, bilakis çiçekler ekilir. Kurumuş otlar ayıklanır.
54. Hasta akraba, dost ve arkadaşları ziyaret etmek. Onlara teselli ve ümit vermek. Ziyareti uzun tutmamak. Hastanın hoşa gitmeyecek hallerini başka yerde anlatmamak.
55. Sıla-i rahimde bulunmak. “Akrabayla alakayı kesen bir kimsenin bulunduğu meclise Allah’ın rahmeti inmez.”
56. Zemzem suyunu hürmeten ayakta ve kıbleye karşı dönerek içmek.
57. Anne-babaya itaat etmek, onlara ihsanda bulunmak, kalplerini kırmamak ve hayır dualarını almak.
MOLA !!!! KENDİNİZ İÇİN HAYATINIZA BİR MOLA VERİP, 5-10 DAKİKANIZI ,
ALLAH (C.C) VE RESULU MUHAMMED (S.A.V) İÇİN AYIRIRMISINIZ !!!
Alt kısımdaki açıklamayı okuyunuz.(Kendi sözümü Kuran’ın önüne geçirmek istemedim.)
TEVBE SÜRESİ TOPAM 129 AYET ( BU GÖNDERİDE 1 – 5 AYETLER)
Kovulmuş Şeytanın şerrinden Allah’a (c.c) Sıgınırım
Bismillahirrahmanirrahim, Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
Besmele ile başlanmayan tek sûredir. Enfâl sûresinde anlatılanlara devamla sûre savaş ve barış problemlerini bu sefer Tebük seferini örnekleyerek anlatır. Karşı tarafla yapılan antlaşmalarda diğer tarafın buna uymadığı hallerde antlaşmaya son vermeden önce göz önünde bulundurulması gereken prensipleri ortaya koyar. Her türlü olumsuz şartlarda ve normal zamanlarda Allah düşmanları ile cihada çağrı vardır. Ayrıca savaşta ve barışta münafıklara takınılacak tavırlar belirtilmekte ve münafıkların maskesi indirilmektedir. “Berâe” sûresi de denilir. Ayrıca altı ismi daha vardır; el-Hâfira, el-Azâb, el-Fâdıha, el-Müba’sira, el-Mukaşkışe, el-Buhûs.
1 Bu sûre Allah ve Rasûlünden: Kendileriyle antlaşma yaptığınız, Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştıran kimselere kesin, son bir ihtar ve ültimatomdur!
2 Duyurun o müşriklere: Yeryüzünde dört ay daha serbestçe dolaşın, fakat bilin ki, Allah’ı asla aciz bırakabilecek değilsiniz; ve yine bilin ki, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas etmeye çalışanları, Allah rezil ve perişan edecektir.
3 Ve yine Allah’tan ve O’nun elçisinden, bu büyük hac günü, bütün insanlığa yapılmış bir duyurudur şu: “Allah’ın, Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştıranlarla, hiçbir bağlantısı yoktur. O’nun elçisinin de, öylece bağlantısı yoktur.” Hal böyleyken artık tevbe ederseniz, kendi iyiliğinize olacaktır bu. Eğer bu fırsatı da teperseniz, o zaman bilin ki, Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz. Ve bütün bunlardan sonra ey peygamber! Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlere, çok çetin bir azabı müjdele.
4 Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız, Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştıranlardan, sözlerinde duran ve antlaşma şartlarındaki hiçbir şeyi, size eksiltmeksizin uygulayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye, arka çıkmayanlar bu hükmün dışındadır. Bundan dolayı onların antlaşmalarına süreleri bitinceye kadar bağlı kalın. Çünkü Allah her haliyle yolunu, Allah’ın kitabıyla bulanları ve sözünde durup, haksızlıktan sakınanları sever.
5 Ve bu ölçülere uyularak geçirilen haram aylar sona erince, Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştıranları, nerede kıstırırsanız öldürün, esir olarak yakalayın, size düşman olan orduları, çevirip kuşatın, savaş durumunda yapılması gerekli ne varsa, her şeyi yapın, yani gözetlenebilecek her yerde bekleyip, gözetleyin onları. Ama eğer dönüp, tevbe ederlerse, tevbe ve imanlarının gereği namazı kılarlar, zekatı da verirlerse, artık yollarını serbest bırakın gitsinler. Çünkü Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Devam edecek/... kaynak Abdullah PARLAYAN “ÖZLÜ TEFSİR” kitabı
PEYGAMBERIMIZ (S.A.V.) VASIYETIDIR. MEDINE-I MÜNEVVERE'DEN GELEN BU VASIYETNAMEYI OKUYUNUZ VE OKUTUNUZ.
BISMILLAHIRRAHMANIRRAHIM
Medine-i Münevvere'de Türbe-i Şerif Hatibi Şeyh Ahmet Diyor ki: "Vallahülazim bu vasiyetnamede zerre kadar yalan yoktur." Bir cuma gecesi namazımı eda edip uyumaya varmıştım. Harem-i Şerif tarafından; "Ya Şeyh Ahmet" diye bana bir nida geldi. "Lebbeyk Ya Rasullallah" deyip Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in şahsini gördüm. Rasullallah (s.a.v.) efendimiz söyle devam etti: Ya Şeyh Ahmet! Allah-ü Teala huzurunda yüzüm kalmadı. Sana haber veriyorum ki, geçen cumadan bu cumaya 16000 kişi öldü. İçlerinden bir tek Müslüman çıkmadı. Gelenlerin amel defterlerini kara ve sol elinde gördüm. Ya Şeyh Ahmet! Evvela ana ve babalarına asi oldular ve zekâtlarını men ettiler. Hacı olup haram yemeyi adet ettiler. Herkes nefsinden başka bir şey düşünmedi. Yüzlerinde hayâ kalmadı. Dünya mali ile nasip olan tartılarına hıyanet etmeyi adet ettiler. Ya Şeyh Ahmet! Benim ümmetlerime haber eyle
"Yaptıkları günahlardan tövbe ve istiğfar etsinler, namaz kılsınlar, zekât vermesini adet etsinler." Ya Şeyh Ahmet! Ümmetlerime haber eyle, "Kıyamet alametleri zuhur ediyor. Hak Teala'ya asi olmasınlar. Çok yakin bir zamanda, 3 gece güneş tutulacak. 3 günden sonra magribten doğup, masrika batacak. Kuran-i Kerim insanların gözüne gözükmeyecektir.
Ümmetime söyle günahlarına tövbe etsinler. Yakin bir zamanda Isa(a.s.)'in inmesi zuhur edecek." Ya Seyh Ahmet!... Ümmetlerime haber eyle, "Kudret kalemiyle her kim bu vasiyetnameyi bir köyden bir köye, bir kazadan bir kazaya, bir ilden bir ile, bir devletten bir devlete gönderirse Huzur-u Mahserde günahlari affedilir. Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.)'yi Sahsi ile görmüs olur. Kim vasiyetnameyi işitipte yazmazsa, bir köye veya bir başka yere göndermezse, yüzü kara ola." Türbe-i Şerif’in Hatibi Seyh Ahmet 3 defa yemin edip, "Vallahülazim bu vasiyetnamede yanlış bir bilgi verirsem, bu dünyadan öbür dünyaya imansız gideyim" dedi. 15 günde Medine-i Münevvere'de yazılmış olup "TÜM MÜSLÜMANLARA" gönderilmiştir.
NOT: "Bunu her müslümanın okuması için elinizden geleni yapınız
_________________________________________________________________
/
AHİR ZAMAN HADİSLERİ
Peygamberimiz bazı hadislerinde ümmetinin ömrünün binbeşyüz seneyi geçmeyeceğini söylüyor. Ve ahirzaman olarak belirtilen son safhada da yaşanacak kıyamet alametlerini sıralıyor. Aşağıdaki yazıda, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) 'in 14 asır önce haber verdiği bu alametleri okuyacaksınız........
*İnsanların başına bir zaman gelecek ki, onlardan faiz yemiyen kalmayacak, yemese bile tozu mutlaka bulaşacaktır.
*Bir çok kişi az bi dünyalık zarfında dinini feda edecektir.
*Kazanç, belirli kişiler arsında dolaşacak, dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecekler.
*Fitne her eve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler.
*Kur'an'dan bir resim, islam'dan bir isim, Müslümandan bir cisim kalacak.
*Üç şey çok kıymetlenecek; Helâl para, Kendisiyle amel edinen sünnet ve Candan bir dost.
*Ecnebiler çoğalacak ve müslümanlara galebe edecekler.
*Sonradan gelen nesiller, önceden gelenlere sövüp sayacaklar.
*Mihnet, bela, musibet artacak, rahat ve huzur kalmayacak, kimse eliyle bunları önleyemeyecek.
*Köylüler şehirlere akın edecekler ve ne idüğü belirsiz deve çobanları, bina yaptırmakta birbirleriyle yarışacaklar.
*Bir Müslüman koyundan daha âciz olacak, hor ve hakir görülecek.
*İlim azalacak, cehalet, anarşi ve cinayetler artacak, adam öldürmek hafif bir suç sayılacak.
*Hilesiz iş yapılamayacak, tacirler ve yazarlar artacak kalem bollaşacak.
*Kişi elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kılmayacak.
*Akrabalık bağları kopacak ve selam, sadece tanıdık olanlara verilercek.
*Zenginler ticaret için, hafızlar riya ve gösteriş için hacca gidecekler.
*Büyükleri merhametsiz küçükleri hürmetsiz olacak; çocukları terbiye, köpekleri terbiyeden daha zor olacak.
*İnsanlar kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacak ve iyiliği emretmeyecekler.
*Minareler çoğalacak, camiler süslenip ziynetlenecek (kilise ve havralar gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek.
*Hainlere emin, emin olanlara hain denilecek ve ''şurada emin bir insan vardır'' denilecek kadar emin insan sayısı azalacak.
*Kişiye, şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak. Görünüşte dost fakat esasında düşman sayısı artacak, sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak, amir ve memur çok, doğru iş yapan az olacak.
*Yıldızlar (fal) doğrulanacak ve kader yalanlanacak.
*Allahü Teâlâ apaçık inkar edilecek.
*Âlicenaplık, izzet-i ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığı satılır hale gelecek.
*Cemaatin inanacı zayıf, ibadeti taklit olacak, hafızlar çok ama âlim bulunmayacak.
*Zenginlere itibar edilecek, cimrilik artacak, zekat ağır bir borç olarak kabul edilecek.
*Âlimler para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek, ahiret ameli ile dünyalık talep edecekler.
*Dinden garı hususlar için öğrenim yapılacak.
*Erkekler kendilerini kadınlara, kadınlar da erkeklere benzeyecekler.
*Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla münasebetsiz alakalar kuracak.
*Her tarafta şarkıcı ve çalgıcı kadınlar zuhur edecek.
*Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaşacak.
*Kadınlar, saçları deve hörgücü gibi, sokaklarda dolaşacaklar.
*Haram işlemeyi kolaylaştıran imkanlar artacak, gençler günah işlemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler.
*İmanı kalpte tutmak, kor ateşi elde tutmaktan daha zor olacak, kişi gece mü'min yatacak sabah kafir olarak kalkacak veya bunun tersi olacak.
*İçkiyi devletler teşkil edecekler ve muhtelif isimler altında içilecekler.
*Dünya işlerine dalıp ahiret işleri unutulacak, Allah'ın kitabıyla hükmetmek ayıp sayılacak.
*Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak.
*Yırtıcı hayvanların derileri tabaklanarak çeşitli giyim eşyası yapılacak.
*Sabah giyinen elbise başka akşam giyinen elbise başka olacak. Önünüze yemeklerden biri gelip diğeri gidecek ve Kabe'nin örtüldüğü gibi evlerimizin duvarları da halılarla süslenecek.
*Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleşecekler.
*Dedikodu yaygın bir hal alacak.
*Herkes ''kazanamadığından ve geçinemediğinden'' şikayetçi olacak.
*Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak, ani ölümler sık görülecek.
*Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekar olacak.
*Kişi karısına itaat edip anasına asi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak.
*Gönüller birbirini sevmez olacak, dince ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirlenecek, kardeşler bile dinde ve mezheplerde ihtilaf edecekler.
*İmar edilen şeyler harap edilecek, harap olanlar ise imar edilecek.
*Fazıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler halka hitap edecekler.
*Arap arazisinin çölleri, nehirlere ve çöllere kavuşacak.
*Faize alış-veriş; rüşvete hediye denecek, tefecilik artacak, helal-haram unutulacak, para gelsin de nerden gelirse gelsin denecek.
*Zaman kısalacak. Bir sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi geçecek. Bir günün geçmesi ise bir yaprağın yanması kadar çabuklaşacak. Hiçbir şeyde bereket kalmayacak
UNUTULAN SÜNNETLER
Müsafeha etmek (iki müminin karşılaştıkları zaman toka yaparak salavat okumaları)
Hutbenin arapça okunması
Sakalın dudaktan itibaren bir tutam olması
Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması
Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması (oda,taksi,dükkanv.s. )
Namazları başı açık kılmamak
Abdestte ayakları üç defa yıkamak
Pantolonu katlayıp koymak
Pantolonu oturarak giymek
Yolculukta arkadaşlarından birini reis seçmek
Ölen kimsenin kılmadığı namazlar için iskatın yapılması için vasiyet etmesi
İstişare etmek
Sakal ve bıyık bırakmak
Çevreyi temizlemek
Çıplak ayakla namaz kılmamak
Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek
Suyu üç yudumda ve oturarak içmek
Kabeye dönerek başında besmele sonunda hamd ederek başı kapalı olarak içmek
Bıyıkları kaşlar kadar uzatmak
Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak
Ölüye definden sonra telkin vermek
İslam nikahı kıymak
Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak
Tırnağını Cuma günü kesmek
Yatarken sağ tarafına yatmak
Abdestli yatmak
Yemeğe tuz ile başlamak
Sofrada sirke bulundurmak
Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek
Uşur vermek (Farz)
Ezanın yüksekte okunması (mikrofonsuz)
Sabah ve ikindi namazından sonra istiğfar okumak
Yemeğe konan sineği kovalamayıp üzerine bastırmak (bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir)
Her gün ölümü düşünmek
Gözlere sürme çekmek yatarken
Salavat okumak (Ömründe bir defa okumak farz,İsmi duyunca vacip,her seferinde ismi duyulunca müstahap)
Her gün tövbe etmek
Kabirleri ziyaret etmek
Güneş doğduktan sonra bir miktar uyumak
Yolda başı öne eğik yürümek
Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek
Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak
Misvak kullanmak
Cuma günü gusl abdesti almak
Güzel koku sürünmek
Mahrem yerleri traş etmek (En fazla15-40 günü geçmemek)
Oturarak küçük abdest bozmak (Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)
Abdest bozarken kıbleye dönmemek Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek
Yemeği tek bir kaptan yemek
Yemeği üç parmakla yemek
Yemekten sonra parmağını yalamak
Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak (Askerde avcı oturuşu)
Yemekte güzel şeylerden bahsetmek (Yemekte konuşulmaz lafının aslı yoktur)
Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak
Günde iki öğün yemek
Cevizi peynirle yemek (Şifadır) , Üzümle ekmek yemek
Başka bir şehire gittiğinde ilk önce soğan yemek
Ölüm halinde su içirmek
Cenaze namazı için tesbih çekmeyi TERKETMEMEK
Cenaze namazından sonra ayakta dua yapmamak
Kabir üzerine su dökmek , Kabri balık sırtı yapmak
Cenaze evine yemek göndermek
Kabristana selam vermek (Essalamü aleyküm ya ehlel kubur)
Aksıranın Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah demesi
Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek
Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek
Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek,Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek
- Camide namaz bittikten sonra çıkarken el sıkışıp 3 kez sallayarak tokalaşmak (İmam-ı Gazali -Hüccetül İslam -Sabah Namazının Kılınış Babı)
- Namazda Ruküya giderken erkeğin sırtının düm düz olması, kadınınki düze yakın ama tam düz olmaması (İmam-ı Gazali -Hüccetül İslam -Namazın Sünnetleri)
-Camiye Girerken birileri varsa selam vermek yoksa Esselamu Aleyna ve Ala iba dilla hissalihiyn demek.
-Ezan okunurken durmak. Gidebiliyorsa camiye koşmak.
-Duş aldıktan sonra çıkarken ayaklarını yıkamak.
-İmanını sık sık tazelemek. -Bunun nasıl olduğunu sahabe-i kiram Efendimiz (s.a.v) 'e sorduklarında -La İlahe İllallah diyerek buyurmuşlardır. (İmam Gazali -Mukafeşetük Kulb)
-Allah Rasulü efendimiz her gece yatmadan evvel iki elini açarak birleştirir,İhlas,felak va nas surelerini okuyarak ellerinin içine üfler sonra başından ve yüzünden başlayarak üç defa elinin eriştiği kadarıyla bütün vücudunu sıvazlar ondan sonra yatardı.Hz Aişe validemiz efendimizin bunu her gece üç defa yaptığını rivayet etmektedir.
Niçin Müslüman Oldular
Yabancıların müslüman olmalarına sebepler
Bir çok diplomat, devlet, ilim ve fen, hatta din adamlarının müslüman oluşları, İslâmiyetin büyüklüğüne hayran kaldıklarındandır. Misyonerler, milyarlar harcayarak Hıristiyanlık propagandası yapıyorlar. Hâlbuki propagandasız birçok yabancı, İslâmı seçmiştir. Bu sebeplerin birkaçı şöyle:
1- İslâmda tek ilah vardır. Hıristiyanlıktaki üç tanrı inancı, ilim sahiplerince saçma görülmüştür.
2- İslâm, sadece ahiret saadetini değil, dünyada da mutlu yaşamanın yollarını bildirmiştir.
3- İslâmda, her çocuk günahsız doğar. Hıristiyanlıkta ise, günahkâr doğar. Bu da, akla, ilme, aykırıdır.
4- İslâmda, ibâdetlerin mabette yapılma şartı yoktur. Her yerde ibâdet edilebilir. Hıristiyanlar, kilisede putu, papazı aracı yaparak ibâdet eder.
5- İslâmda günahları yalnız Allah affeder. Hıristiyanlıkta, güya papazın, günahları affetme ve dinden çıkarma yani aforoz etme gibi yetkisi vardır.
6- Yahudi kendini asil bilir. Hıristiyan, zenciyi aşağı görür. İslâmda ise ırk, renk ve dil ayrımı yoktur.
7- İslâmda bütün peygamberler beşer, yani insandır. Ancak seçilmiş, günahsız insandır. Hiç kimse, diğerlerinin günahını çekmez. Hıristiyanlıkta, Hz. İsa Oğul tanrıdır, günahkârların affolması için çarmıhta ölmüştür. Bu da akla ve ilme aykırıdır.
8- İslâmda hurafe yoktur. Diğer dinlerde ateşe, güneşe, taşa, heykele tapılır.
9- İslâmda, "Dinde zorlama yoktur" düsturu vardır. Hiç kimse dine girmeye zorlanmaz. Hıristiyanların dine sokmak için yaptıkları işkenceler ve mezheb kavgaları meşhurdur.
10- İslâm, iç temizliği yanında, dış temizliğe de çok önem verir. Meşhur Versay Sarayında yıllarca bir hela yoktu. Bu, Hıristiyanların ne kadar pis olduğunu göstermeye kâfidir.
11- İslâm, sömürüyü reddeder. Bunun için kapitalizmi, komünizmi kabul etmez. İslâm hariç, hiç bir dinin ekonomi sistemi yoktur. Bugün Hıristiyan ülkelerde kapitalizm hakimdir.
12- Müslümanların geri kalışları sebebi, dinlerinin icablarına uymamalarındandır. Hıristiyanların maddi refaha kavuşmaları ise, dinlerinden uzak kalmalarındandır. Müslümanlıkta cahil olan dinden çıkar, Hıristiyanlıkta ise, âlim olan Hıristiyanlığı bırakır.
13- İslâmda, alkol, uyuşturucu ve kumar haramdır. Zinanın cezası ise, ağır olduğu için, fuhuş yaygınlaşamaz. Hıristiyan Batı, fuhuş bataklığı içindedir.
14-İslâm, en yeni ve en son dindir. Kur'an-ı kerim, günümüze kadar hiç bozulmadan, bir kelimesi bile değişmeden gelmiştir. Hâlbuki İncillerin birbirini tutmadığını herkes bilir.
15-İslâm, kadınlara çok kıymet vermiş, onlara en büyük hakları tanımış, (Cennet anaların ayağı altındadır) buyurmuştur. Hiçbir din kadına bu değeri vermemiştir.
16-İslâm dini bir milletin değil, bütün insanlığındır. Allahü teâlâ, (Rabbülâlemin)dir, yani bütün âlemlerin Rabbidir.
Niçin Müslüman oldum?
(Atlas Okyanusu ile Akdenizin birbirine karışmadığını gördüm ve ilmen de tesbit edilmiştir. Bunun 1400 sene önce Kur'an-ı kerimde bildirildiğini duyunca, müslümanlığın hak din olduğuna inanıp müslüman oldum.) Kaptan Kusto (Fransız)
Kur'an-ı kerim, Allahın adı ile başlıyor, Allahın birliğini bildiriyordu. Hayretim arttı. Tevhid dini olan müslümanlığı seçtim. Cat Stevens (İngiliz)
İslâm, çağları ardında sürükliyen bir dindir. Müslüman olmakla, çağlarüstü dini seçmiş oldum. Roger Garaudy (Fransız)
Anarşinin ancak İslâm ahlâkına sahip olmakla önleneceğine inandım. İçkiyi bıraktım, tesettüre girdim ve namaza başladım. Tına Gfanzıl (Alman)
İslâmda, ırk, renk ve dil farkı gözetilmediğini, herkesin eşit olduğunu, namaz kılarken de rütbe ayrımı yapılmadığını gördüm. Müslüman oldum. Thomas Clayton (Amerikalı)
İslâm, en iyi şeyleri ihtiva eder. Hiç bir dinde kardeşlik, İslâmdaki gibi değildir. Dr. Rolf Freiherr (Avusturyalı)
İslâm, sevgi, doğruluk, temizlik ve güzel ahlâkı emrettiği için müslüman oldum. A.Uemura (Japon)
İslâmı akla da uygun bulup müslüman oldum. Cecilla Cannolly (Avusturyalı)
İlim Çinde de olsa alın hadisini okudum. İslâmın ilme verdiği önemi görünce müslüman oldum. Mr. Board (Amerikalı)
İslâm, israf ve cimriliği yasaklayan, maddi- manevî her hususta en güzel kaideleri olan dindir. Albay Ronald Rockwell (Amerikalı)
İslâm dünya ve ahiret mutluluğunu gösterdiği için müslüman oldum. B.Karai (Zengibar)
Putlara değil de, bir Allaha ibâdet etmeyi, doğruluğu, emanete riayeti, insanların haklarını gözetmeyi emreden İslâmiyeti kabul ettim. Necaşi (Habeş İmparatoru)
Tufeyl bin Amr, usta bir şairdi. Onun gibi şiirden anlıyan pek azdı. Kur'an-ı kerimi okuyunca, onun şiir ve beşeri bir söz değil, ilahi bir kelam olduğunu hemen anlayıp müslüman oldu.
|